AMERİKA’DA GÖÇMEN OLMAK

Bir süredir Amerika’da bulunuyorum. Bilimsel çalışmalarımın yanında mümkün olduğunca toplumu oluşturan farklı ülke insanlarını da gözlemliyorum. Böylece o toplumun kendi vatandaşları ile göçmen statüsünde bulunan insanları çok daha rahat kıyaslama imkânı bulabiliyorum.

Amerika Birleşik Devletleri denildiğinde görmeyenler için rüya ülke zannediliyor. Sanılıyor ki bu ülkede herkes çok lüks bir hayat sürdürüyor. Herkes refah içerisinde ve kolay para kazanıyor. Bu nedenle de ülkeye giriş yapan çok göçmen bulunuyor.

Bu ülkeye kaçak yollarla gelen insanlar, nasıl olsa bir yolunu bulup hayal ettiği yaşam koşullarını yakalayacağını düşünüyor. Bu kaçak girişler için binlerce dolar para verenler var. Bazen kendi kendime düşünüyorum. Acaba Amerika istemezse, kaçak yollardan bu ülkeye bu kadar göçmen giriş yapabilir mi diye? Bu sorunun cevabı, ikinci bir soru sorulmasına vesile oluyor. Kaçak göçmenler olmazsa, bu ülkede özellikle de inşaat, bahçe, çöp toplama vb. işlerinde çalışacak Amerikalı bulunabilir mi?

Büyük inşaat şirketleri çok hızlı bir şekilde evler inşa ediyor. Biraz variyeti olan Amerikalılar tek evlerde kalmayı tercih ediyor. Apartmanlar genellikle geliri düşük olan vatandaşların kaldığı yerlerdir. Bu ülkede normal bir işiniz varsa, ev sahibi olmak zor değil. Mortgage sistemini çok iyi işletiyorlar. İnsanlar kira öder gibi aldıkları kredilerin aylık taksitlerini ödemek için uzun yıllar çalışıyorlar. Şayet 30 yıl yaşayabilirlerse, uzun süreliğine aldıkları krediler sayesinde, sonunda bir ev sahibi olabiliyorlar. Kaldı ki kredi veren kuruluşlar kendilerini zaten garanti altına almışlar. Sözleşmenin koşullarını yerine getirmeyenlerin evlerine anında el koyabiliyorlar ve kendi alacaklarını kısa sürede tahsil edebiliyorlar. İşte bu yüzden Amerika genelinde konutlaşma oranı oldukça yüksek.

Tek katlı ya da iki katlı (dubleks) bir evin inşası 3-4 ayda tamamlanabiliyor. Ev planı gereğince gerekli olabilecek tüm duvarlar, merdivenler, çatı kafesi, kapılar, pencerelerin hepsi parça parça getirilip montajı yapıldığı için inşa süresi çok kısa oluyor. Bahçeye çim sermek de çok kolay. Rulolar halinde gelen çimenler düzeltilmiş toprak üzerine hemen seriliyor. Zaten ülkede bol bol yağmur yağıyor. Dolayısıyla çimenlerin yeşermesi de sorun olmuyor.

Rastladığım inşa halindeki evlerin hemen hepsinde mutlaka büyük oranda yabancıların çalıştığını görüyorum. Özellikle de Meksikalı göçmenler çoğunlukta. Doğru dürüst İngilizce de konuşamıyorlar. Aslında İngilizceye ihtiyaçları da yok. İspanyolca bu ülkede en yaygın konuşulan ikinci dil konumunda. Düşünüyorum da bu göçmenler olmazsa bu inşaatlarda kimler çalışacak? Bahçe çimlerini kimler kesecek? Çöp toplama işlerini kimler yapacak? 

Ülkedeki göçmen popülasyonunun günden güne büyük artışlar göstermesi, biraz da kontrollü yapılan bir süreç gibi geliyor bana. Yoksa Amerika istemezse sınırlardan kuş uçurtmaz. Ama hala ülkeye giren göçmen sayılarında artış olduğuna göre, biraz da göz yumuluyor gibi geliyor bana.

Üniversitelerde de farklı bir tablo ile karşılaşıyorum. Amerika, nitelikli bilim insanlarının ülkeye girişlerine müdahale etmiyor. Birçok üniversite ilanlar vererek uluslararası arenada bilim insanı alabiliyor. Özellikle mühendislik fakültelerinin bölümlerinin birçoğu yabancı bilim insanları ile dolup taşıyor. Yabancı bilim insanları bir üniversitede çalışmaya başladığında, işini kaybetmemek için çok daha fazla emek sarf ediyor. Örneğin bir Çinli, bir Hintli, bir Pakistanlı her gün 15 saatin üzerinde çalışıyor. Özellikle bu iki ülkenin bilim insanları mühendislik, matematik ve Fizik alanlarında oldukça iyiler. Çok çalışarak ABD’de kalmayı sürdürmek istiyorlar. Fazla çalışma ısrarları, üniversitelerin de işine geliyor. Kaldı ki Amerika özellikle Çinli, Hintli, Pakistanlı vb. ülkelere kotalar uygulayarak, ABD’de yeşil kart almalarını engellemek istemesine rağmen, bu ülkelerden gelen bilim insanlarının sayısı da artıyor.

Üniversitelerde özellikle mühendislik fakültelerinde yabancı popülasyonunun fazla olmasının bir diğer nedeni de Amerikalı mezun olduğunda çok rahatlıkla ve yüksek maaşlarla endüstride iş bulabildiklerinden ötürü, üniversitelerde akademik yolu tercih etmek istememektedirler.

Amerika Birleşik Devletleri’nin kendisi zaten bir göçmen ülkesi. Ancak ilk gelenler ABD’nin sahipleri durumunda. Amerika’nın süper bir güç olmasının temelinde göçmenlerden aldıkları katkılar hiç de azımsanacak seviyede olmadığını bizzat görüyor ve yaşıyorum.       

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Asaf Varol - Mesaj Gönder

# Para

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler