ÇOK BAŞARILI

Çok başarılı bir insanım, az başarılı biri, onun hayatta hiçbir başarısı yoktur, ne yapsa da asla başarılı olamıyor… bence bu coğrafyanın kemikleşmiş ana konularından biri de “ başarı” kavramıdır. Başarı kavramının çok kaygan bir zeminde yer aldığını ve hatta çok da tehlikeli bir yönde olduğunu gözlemleyen biriyim. Peki nedir bu başarı? Bu coğrafya da toplumun büyük bir kesimi için başarı çok iyi meslekler, çok paralı işler ile yüksek koltukları işgal etmek, yüksek puanlar ya da düşük puanlar alarak devlet kurumlarını işgal etmek, fabrika sahibi olmak, uçak sahibi olmak, güçlünün yanında olmak, gücünü korumak, güç ve daha fazla güç arayışı .. Bahsettiğim bu “oyalanma noktalarına” ulaşmak için insanların yüzüne basarak, onları çiğneyerek bir yerlerde olma kaygısı güden ve bunun için de her şeyi göze alan insanlar mesela. Bu insanların insanları çiğneyerek Yaradana ulaşma çabası? Peki bu bir başarı hikayesi midir yoksa tehlikeli bir yön müdür?

 

Çevremde ki hemen hemen herkes eğer doğru şekilde analiz ediyorsam hiç şaşmaz başarının peşinden koşuyor ve bunu sık sık dillendiriyor, övgü ile beslenmeyi tercih ediyor ! Bu koşuş sadece çevremdekiler ile sınırlı değil elbette. Yeni tanıştığım daha üzerinden bir dakika bile geçirmediğim insanlar direk başarılardan övgü ile bahsediyor şöyle başarılıyım, böyle başarılıyım, şunları yazdım, şuralara geldim … Peki gerçekten bu kişilerden kaçı başarının ne olduğunun farkında ya da mesela bu konuda hangi düşünce dünyasına sahip? Bu cevaplar konuda maalesef büyük bir endişe içerisindeyim.

 

Madem başarı diye bir kavram var, neden istenilen “başarı” elde edildikten kısa bir süre sonra büyük bir boşluk hissi oluşuyor insanlarda. Peşinden koştuğu ve büyük bir arzu ile koşturduğunu elde ettikten sonra “bumuymuş?” diye içsel haykırışların eşlik ettiği bir “huzursuzluk” neden çöküyor tüm insanlara.? Acaba ihtiyaçlarımızı belirlerken bazı alanlar da fazlası ile hata mı yapıyoruz? Son nefesinde iyi ki bu hayatı yaşadım, çok şey öğrendim diyebilen insan, doğurduğu çocuğunun da bir fani olduğu bilen ve bu fani dünyadaki fani malzemelere çok da takılmaması gerektiğini bilen aileler, sınırlarını aşabilmek ve yeni bir “ben” yaratabilmek için çaba sarf eden herhangi biri, bu geçici dünyada başarı diye bir kavramın olmayacağını anlayabilen bir ergen… başarı dediğimiz şey gerçekte bunlar ile eşleşen bir durum değil midir?

 

Bu coğrafya da anneler, babalar, abiler kardeşler küçücük yaştaki çocuklara “doktor, mühendis olacak” algısını aşılarken başarıyı bunlarla ilişkilendirme sorunsalı peki. Bu ülkenin vasıflı, işinin ehli, okuyan, sorgulayan, gözenekleri açık, vatanına gerçekten bağlı mesleki ve teknik lise mezunlarına, kumaşı bir sanat alanı haline getiren herhangi bir terziye, her gece yolları süpürürken canla başla çabalayan, düşünce dünyası gelişkin örnek bir belediye çalışanına, arabaları bir çırpıda at gibi koşturan sanayicilere ihtiyacı yok anlaşılan. Çünkü onlar “sayısal değerlerin ucuzladıkça ucuzladığı” bir devirde sayısal değerlerin verdiği “sentetik düşüncelere” kapılan “başarılı” bireylere “gerçek yaşamı” anlatamazlar.  

 

Başarı bu “şaşkın çağda” duygularını yönetebilmek, bazı konularda sessiz kalabilmek, çevreye duyarlı olabilmek, bazen çağın ötesinde düşünebilmek, gerekli anlar da “fildişi kulesine” çekilip toplumu sakince analiz edebilmek, doğru yerden gelen eleştiriyi çokça anlamak,  yeri geldiğinde  “analiz felcine” uğramamak için mesafeli olmayı öğrenebilmek, bir duruma verdiği tepkinin psikolojik nedenlerini ve kendi iç dünyasını anlayabilmek, iyi ve derinlemesine “kapı aralayarak” okumanın ne denli önemli olduğunu özümsemek ve daha nicesidir kanımca.  

 

Ve son olarak başarı kavramıyla ilgili şunu da belirtmek istiyorum; kendimizi ve çevremizi anlayabilirsek çoğu problemlerimizi çözebileceğimizi de düşünen biriyim. Bu nedenle asıl başarının bunda saklı olduğunu ancak bu ayrışımı anlayabilen çok az kesimin bu hayatta var olma çabası güttüğünü de  ifade etmek isterim.

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sibel Öztaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?
Tüm anketler