ÇARE: HABİS URU SÖKÜP ATMAKTIR

Emperyalistler, Orta Doğu’yu, bu İslam coğrafyasını cadı kazanına çevirmek istiyorlar. Çünkü Müslümanların akan kanından besleniyorlar.


Bir habis ur gibi bu coğrafyanın ortasına yerleştirip destekledikleri terörist İsrail’in bulunduğu yerde huzur hiç olmaz. İki devletli çözüm de bölgeye huzur getirmez. Zira huzurla İsrail zıt iki şeydir. İsraillilerin karakteristik özelliği budur. Bu, genlerine işlemiştir.


Onlar, kendilerini Firavun’un zulmünden kurtaran Hz. Musa’ya huzur vermediler. Onlar, kendilerine peygamber olarak gönderilen Hz. Davud’a çok ağır iftiralarda bulundular. Hz. Süleyman’a sihirbaz dediler. Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahya başta olmak üzere birçok peygamber şehit ettiler. Hz. İsa’ya suikast düzenlediler. Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük yaptılar. Bu nedenle de kendilerine gönderilen iki peygamber, Hz. Davud ve Hz. İsa tarafından lanetlendiler.
Kendilerine gelen peygamberlere zulmeden, onlara huzur vermeyen, öldürmekten bile çekinmeyen İsrailoğulları, hizmetçileri olduğuna inandıkları diğer insanlara huzur verirler mi? Asla!


Kan ve gözyaşıyla huzursuz edemiyorlarsa, fitne ve fesatla pekâlâ bunu yaparlar. Bu konuda kimse İsraillilerin eline su dökemez. Yeryüzünde bozgunculuk onların ayrılmaz karakteridir. Kur’an bize bunu söylüyor.


Eğer bölgeye istikrarın gelmesi, huzur ve barışın sağlanması isteniyorsa, bu habis urun, yani İsrail’in bölgeden sökülüp atılması bir zorunluluktur.
Bunu sağlamak için öncelikle bu bölgedeki Müslüman ülkelerin onurlu yaşamayı hak edecek seviyeye ulaşmaları gerekir.


Bu, Amerika’nın, Avrupa’nın, Rusya veya Çin’in kuyruğuna takılarak olmaz. Tam bağımsızlık için yöneticilerle halk birlikte aynı safta duracaklar.
Gerçek bağımsızlık, hem siyasi, hem ekonomik, hem teknoloji ve savunma, hem de fikir ve kültürle olur. Batı kültürü tarafından işgal edilmiş beyinler, bırakın bağımsız olmayı, bağımsızlığı hayal bile edemezler.


İslam ülkelerinin çoğu bu konuda bir adım bile atmış değildir. İktidarlarını emperyalistlerin himmetiyle koruyan kralların, emirler ve diktatörlerin bağımsızlığı düşündüklerine inanabilir miyiz?


Bölge ülkeleri tam bağımsızlığı ve birlik olmayı başaramazsa, ne emperyalistler bölgeden elini çeker ne de İsrail adam olur.
Zira İsrail’in tek anladığı dil güçtür. Gücü görünce boyun eğer, köpek gibi kuyruğunu kısar ve her zillet ve aşağılığa razı olur.
O zaman yapılacak tek şey, güçlü olmaktır. İzzetli yaşamak için düşmanlara karşı güç toplamaktır.
İşte fiili dua budur. Allah’ın biz Müslümanlardan istediği de budur. Maalesef Müslümanlar olarak duanın hep kavli (sözlü, şifahi) tarafını almış ve sadece duanın bundan ibaret olduğunu sanmışız.


Oysa kavli duadan önce fiili dua gelir. Sünnetullahın gereği budur. Tam hazırlığımızı yaptıktan sonra Allah’ın yardımını talep edeceğiz. Yani kadim tabirimizle, “Sefer bizden zafer Allah’tan” diyeceğiz. Aksi ise ham hayal olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Resul Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?