Müfettişler değişmeli!

Hatırlar mısınız; 2 Nisan tarihinde bir yazı kaleme almış ve başlığını da; “Kimse başını kuma sokmasın!” demiştim.

Hatırlamayanlar arşivimize girip de bakmasınlar, yazıyı bulamazlar.

Zira mahkemeden bir yazı geldi biz de yargıya olan saygımızdan; şeriatın kestiği parmak acımaz diyerek askıya aldık.

Hatırlayanlar elbette ki vardır; çünkü yazı, yaklaşık 11 Bin kişi tarafından okunmuş, bir o kadar da sosyal medya hesaplarımız üzerinden etkileşim almıştı.

Bu etkileşimlerden dolayı da konu ulusal basının da dikkatini çekmiş ve birçok ulusal gazete ve televizyonlar tarafından yayınlanarak kamuoyunun dikkatleri celp edilmişti.

“Kimse başını kuma sokmasın” demiştik ama ilgili yazıda ne bir okul ismi vermiştik ne de şahıs ismi zikretmiştik.

Buna rağmen mahkemeden karar çıkartıldı ve yazımız askıya alındı.

Tamam alınmasına alınsın da; konuyla ilgili gelişmeler nedir, bari bununla ilgili kamuoyunu aydınlatıcı bilgiler paylaşılsın.

Şu ana kadar ilgili ve yetkili kurumlardan konuya dair bir bilgi paylaşımı ne yazık ki yapılmadı.

Sadece yazımın yayınlanmasının hemen ardından İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Mehmet Yiğit bey aradı: yazımızda bahsettiğimiz konu ile alakalı ilgilendiklerini ancak dosyada gizlilik kararı olduğu için yasal olarak bir şeyler yapamadıklarını ifade etti.

Evet, aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen gizemini koruyan iğrenç içerikli dosyada gizlilik kararı var, doğrudur.

Ancak yayın yasağı olmadığı için bizler araştırmacı ve sorgulayıcı gazeteciliğimiz gereği gündeme düşürdüğümüz dosyayı takip etmekten vaz geçmedik.

Gizlilik kararı olmasına rağmen dosyada bazı kız çocuklarının vermiş olduğu ifadelere ulaşmamız zor olmadı. Lakin haber kaynaklarımızın zarar görmemesi adına tutanak altına alınan bu ifadeleri ifşa etmeyeceğiz.

Gelelim konunun seyrine ve dosya ile ilgili gelişmelere.

Konunun seyrini ve gelişmeleri aktarmadan önce; şehrin etkili ve yetkili dinamiklerinden minnacık bir ricam var.

Sayın Milletvekillerimizden Sayın Valimize, Sayın Milli Eğitim Müdürlüğümüzden çok kıymetli yargı mensuplarımıza kadar bu yazıyı okurken lütfen empati kurmalarını istiyorum.

O okulda kendi kız çocuklarının veya kardeşlerinin okuduğunu onların da başına böyle bir şey gelmiş olsa ne yaparlardı sorusunun cevabını arayarak okumalarını rica ediyorum.

Ayyuka çıkan böyle bir olayın olduğu biliniyor mu, biliniyor.

Bu konuyla ilgili adli ve idari soruşturma yürütülüyor mu, yürütülüyor.

Peki bu idari ve adli soruşturma nasıl yürütülüyor ya da nasıl yürütülmeli?

Hukukçulardan ve de ömrünü kamu idareciliği yapan kişilerden aktaralım: her hangi bir kurum veya kuruluşta böyle bir iddia varsa; soruşturmanın salahiyeti için anında şüpheli kişinin telefonlarına el konularak görevden el çektirilmesi veya soruşturma neticeleninceye kadar tutuklanması gerekir.

Bu konuda Yargıtay içtihat kararlarına bakılır ve de şüyu vukuundan beter kavramları felsefesince benzeri bir konuda karar var mı yok mu ona baksınlar.

Çünkü iddialar sıradan iddia değil.

Ama takip ettiğimiz kadarıyla konu sıradanlaştırılmış ve soruşturmalar keyfe keder yürütülüyor.

Okula yakın kaynaklardan aldığımız bilgilere göre okulda ifadesi alınan öğretmenlere adeta MOBBİNG uygulanıyor, psikolojik reflekslerle baskı altına alınmak isteniyorlar.

Dün yaşanan bir örnekle ne demek istediğim anlaşılacaktır.

Soruşturmayı yürütme adına okula giden iki müfettiş tarafından bir kadın öğretmenin ifadesine başvurulunca hoca hanım heyecandan; “Ben bu sisteme güvenmiyorum” diyecekken ağzından; “Ben bu devlete güvenmiyorum” mealinde bir cümle çıkıyor.

Heyecandan kavram kargaşası yaşayarak ifade etmek istediğini ifade edemeyen hoca hanım bu talihsiz kavramın ardından müfettişler tarafından azarlanıyor ve seni dışarıya atarım gibisinden incitici cümlelerle rencide ediliyor.

Bunun gibi birkaç örneğin yaşandığı ilgili soruşturmada müfettişlerle ifadesine başvurulan öğretmenler arasında nasıl bir gerginlik yaşanıyorsa öğretmenlerden bir tanesinin ağladığı ve bu ağlayan eğitimcinin de erkek öğretmenlerden biri olduğu söyleniyor.

Derken öğretmenlere özgüven geliyor ve kendi aralarında susarak vebale ortak mı olacağız denilince duruş sergiliyorlar ve bugün aynı müfettişlerin tavrı değişiyor ve yumuşuyorlar.

Örnekleri çoğaltmak mümkün ama iki örnekle iktifa etmek istiyorum.

Gelelim sadede…

Müfettişlerin bu tavrı neyin de nesidir?

Birilerini korumaya yönelik refleksler midir yoksa bir yerlerden aldıkları talimatlar doğrultusunda mı işlerini istismar ederek yapıyorlar?

Bir eğitimciye seni dışarı atarım demek de nedir ya?

O müfettişlere sormak lazım: iddiaların odağında bir yönetici ve mağdurların arasında senin kızın olsaydı kızının mağduriyetini ifadeleriyle kanıtlayan bir kadın öğretmene de aynısını yapar mıydın?

Tabi ki yapmazdın, öyleyse işini önce vicdanına sonra da yasaların sana verdiği yetkilere göre tarafsız yap kardeşim.

Konuyla ilgili her gün bir başka iddia alıyoruz.

İlgili yöneticinin ben okuluma döneceğim şeklinde algı yaymaları da, okuldaki bazı görevlilerin mağdur çocuklarının ailelerini ikna etmeye çalışırken çocuğunuzun siciline işler, hayata atılmaya çalıştıklarında devlette görev alamaz şeklinde telkinlerde bulundukları da aktarılıyor bize.

Hadi be oradan densiz adamlar.

Mağdur edenin siciline işlemiyor da mağdurelerin siciline mi işliyor bu ahlaksızlık.

Sayın yargı mensupları dosyaya gizlilik kararı verip yazılan yazıların kaldırılmalarını istedikleri kadar bu iknacılara da bir yaptırım uygularlarsa dosyanın salahiyeti açısından önem arz eder.

Eni sonu bu konu açıklığa kavuşacak ve iddialar doğru çıkarsa dosyaya taraf olan, dosyadaki iddialara karşı suskunluğunu koruyan herkes bu suçun ortağı olacak bu vebalin altında ezim ezim ezilecektir.

Onun için Sayın Valimizden ricamız; konunun hakkaniyetle incelenip soruşturulması için mevcut görevli müfettişlere bir an önce el çektirilip gerekirse Milli Eğitim Bakanlığından veya kurum dışından muhakkik tayin edilmek suretiyle soruşturmanın yürütülmesini sağlamaları.

Bu arada Eğitim Birsen’in de sessizliğine bir anlam veremediğimizi hatırlatmış olalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Nafiz Koca - Mesaj Gönder

# haber

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mustafa - herşey tamam fakat bu memlekette yönetici yok

makam ve mevki insanların gözünü kör etmiş.bugun memursen il başkanı filistine yöneldiği kadar bu olaya yönelseydi aileler mağdur olmazdı.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Nisan 06:32


Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?