DAVA

Eskiden beri bu kelime hemen herkesin dilindeydi. Fikirsel anlamda amaç ve ülkü anlamını taşıyan kelimenin anlamı bugünlerde aşure çorbasına döndü. İçinde her şey var. Aşüre çorbası mübarek bir yiyecektir, bu ağza alınacak gibi değil.

Benim davam…, davamız…, Davamız için… diye sıralanır giderdi.

Sonunda mutlaka kutsal bir kelime veya vatan, millet, bayrak kelimeleri ile biterdi.

Şimdi bugün öyle bir noktaya geldi ki, dava diye vatan millet Sakarya diyenleri tanımak mümkün değil.

Yine aynı sözcükleri söylüyorlar ama safında yeraldıkları yer düşman safları.

Dün bölücü örgütle aynı lider için aynı yere mühür bastılar. Bugün belediyeyi kazanan Bölücülerin Türk bayrağını toplantılarda kaldırmaları ve istiklal marşını okumamalarına ihanet diyorlar! Şimdi o gün aynı safta olmaman gerekirken canla başla aynı safta siyaset yaptığın bir kesime şimdi vatan haini ilan ediyorsun. Bre kardeşim onda bir değişiklik yok. Onlar dün de öyleydi bugün de….

Asıl bir kendine bak sen nerdesin! Dün kolkolaydın şimdi yine dava adamı kesilmişsin. Dün aynı yere mühür vurdun bugün bayrağı savunuyorsun.

Bu biraz da şuna benziyor; Düşmanla birlikte vatana saldırmak, vatanın bir kısmını istila etmek. Sonradan da karşı tarafa geçip haydi vatanı savunalım, vatan elden gidiyor demek gibi bir şey.

Artık insan bazen bu değişimlere ne diyeceğini şaşırıyor. İnanın bir anlam vermek bir yana öylece bakakalıyor. Bunu yapanlar bugün yine vatan millet bayrak diye ortada utanmadan dolaşıyor. Çok şükür ki, seçimlerde yok olmaya çok yaklaştılar ve yok olacaklarına da inanıyorum. Yok olacaklar da nereye karışacaklar? İşte orası karışık, ya dik duranların safına katılarak orayı da berbat edecekler, ya da ait oldukları düşman tarafında yerlerini alacaklar. Bence yok olmamalılar. Çünkü göz önünde olmuş olurlar, hiç değilse gizli düşmanın nerde olduğunu bilinir.

Geçenlerde bu safta yeralan birileriyle sohbet ediyoruz. Açıkça itiraf ediyor; kendimizi berbat ettik rezil olduk, diyor. Yalnız rezil olmadınız Atatürk düşmanlarıyla birlikte yüzyılın intikamını alacağız diyenlerle aynı yere oy verdiniz.

Evet siyaset siyasettir, oyun ve manevra boldur ama siz siyaseti öyle bir yere taşıdınız ki, bayrağı sevmeyen, vatanı bölen, Atatürk’ten intikam almak isteyen, kırk bin asker polis öğretmen ve kamu görevlisini şehit edenlerle siyaset yaptınız.

Bu hangi davaya sığar?

Sığsa sığsa vatan hainin davasına sığar!

İnsan elbette hata yapar ama hata telafi edecek seviyede olur ve telafi eder. Siz nasıl telafi edeceksiniz?

Bence telafi yerine ortada görünmeyin ve konuşmayın daha iyi. Başka kesimleri kötüleyerek kendini haklı çıkarmayı hiç denemeyin. Gerçi yaptınız, onu da yaptınız. Daha yolun başındayken bunları söylediğimiz zaman aynısını yaptınız. Bunu yapmayın dediğimizde onlar da şunu yapıyor diye özrü kabahatinden büyük konuştunuz. Oysa kötü kötüdür, kötü olan taraf seni temizlemez.

Hala hilal bıyıklar altında sırıtıyorsan, burada bir yanlışlık var. Kol kola oldukların bugün Türk bayrağını kaldırıyorsa, istiklal marşını okumuyorsa sen hilal bıyıkların yerine çenene kadar inen pos bıyıklar sal da kimse sana baktığında aldanmasın. Hani leylek ile sarıklı misali gibi...

Bu vatan uğruna ölürüm diyen nice vatan satanları gördük pazarlarda.

Nice hilal bıyıklıları ülkücüleri sattığını da gördük.

Bir örnek vereyim mi?

Adam eski günlerden heyecanla bahsediyor. İşte anlatanlar davamızı böyle savunurduk, şöyle savunurduk, canımızı hiçe sayardık diye devam ediyor anlatmaya. Aslında böyle diyenler yalan söylüyor. Canını gerçekten tehlikeye atanlara bakın suskundurlar.Mahsundurlar. Hava atmayı sevmezler.

Neyse adam bu heyecanlı anlatıma on iki eylül sabahı ile devam ediyor. farkına varmadan kendini öyle ele veriyor ki, söyleyecek bir şey kalmıyor. Ve Diyorki;” Ne yaptım biliyor musun? Gittim ocağın arka penceresinden en girdim. Üye defterini aceleyle kasadan çıkardım, ismimin olduğu sayfayı buldum, sayfayı yırttım, cebime koydum aynı pencereden kimseye görünmeden gittim. Bu sayede tutuklanmadım.

Neden bütün defteri almadın diyecektim, elimle ağzımı tuttum, hiçbir şey söylemedim. İşte bu adam cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bölücülerin çadırında çay içerek sohbet ediyordu.

Demek istediğim şu aslında; isteyen istediği kadar vatan millet desin inanmayın. Onun aslı nereyse oraya mutlaka gidecektir.

Ama insanda biraz utanma olsa iyi olmaz mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilal Civelek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?