19 MAYIS TARİHİ

Tarih deyip geçmemek gerek.

Hele hele; Geçmişinde büyük mücadeleler vermiş, bir nevi yok olmaya yüz tutmuşluktan varlığını kazanmış olup her geçen gün var hızla dirilerek ayağa kalkıp yine beklenmedik var hızla varlığını düşmana hissettirip kendini yok etmek isteyenlerin bileğini bükmüş azmi yüksek bir milletin unutulmayan tarihini.

 O millet; Aziz Türk Milleti’dir.

O millet; Tüm unsurlarıyla her zaman bir olmuş, diri olmuş, üzerinde oluşturulan oyun ve tezgahları bozup, irade ve milli hissiyatıyla oluşturulan girdapları aşıp birlik ve beraberliğini koruyup kuvvetlendirip top yekün bir şekilde büyük bir mücadeleyi başlatarak kardeşçe var olmayı başarmış olup yedi düvel dediğimiz haçlıyı dize getirmiş Aziz Türk Milleti’ dir.

19 Mayıs Tarihi’ de bu milletin vermiş olduğu ana mücadelenin başlangıç tarihidir.

19 MAYIS TARİHİ

19 Mayıs Tarihi dendi mi?

Yukarıda ifade ettiklerimizin dışında 1919 Yılı ve bu yılda ‘’Ya istiklal Ya Ölüm’’ düşüncesiyle yürütülen Türk Kurtuluş Savaşı’nın başladığı, büyük mücadelenin ilk adımlarının atılması yanında bağımsızlık ve aydınlanma meşalesinin yakıldığı gün gelir akla.

Tabii; içinde bulunduğumuz Mayıs ayında 19 Mayıs 1919 tarihinin büyük bir önemi var yeniden var olduğumuzu tescillemesi bakımından. Ancak bu tarihin öncesi 3 Mayıs-13 Mayıs ve de sonrası 29 Mayıs tarihleri de Türk Milleti’nin top yekün olarak tarihsel gelişimi olan dilde kültürde ve bir devrin kapanıp yeni bir devrin açılışı bakımından çok büyük önem arz eden tarihlerdir.

Zaman zamanda olsa deriz ya!

Milletlerin nezdinde tarihler çok önemlidir, önem arz eder hele ki tarihi derin, kültür yelpazesi geniş bir millet olan Biz Aziz Türk Milleti nezdinde diye.

19 Mayıs Tarihi aynı zamanda bize gençliğe armağan edilmiş milli bir bayramı hatırlatır.

İçerisinde ana kaynak olan insanın varlık mayası sevginin paylaşıldığı, gençliğe büyük önemin verildiği bir bayramı ki O Bayram 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’dır işte o bayramı hatırlatır.

Allah nasip ederse 4 gün sonra her yıl olduğu gibi bu yılda büyük bir heyecan ve coşkuyla kutlayacağımız, kutlarken emeği geçenleri rahmetle anacağımız bu bayramı gençliğe armağan eden büyük mücadele adamı, bir deha, büyük komutanlardan bir komutan merhum Mustafa Kemal Atatürk’ ü hatırlatır.

Millet olarak yaşadığımız tarihlerin hangisi bizde iz bırakmış olmasıyla önem arz etmiyor ki. Bizde, hemen her tarih ve içinde barındığı her ay, içinde barındırdığı acı ve tatlı anılar ve farklı duygularla farklı izler bırakmış olması hasebiyle farklı özelliklere sahip.

İşte bu nedenle bizde tarihler ve tarihlerin içinde bulunduğu aylar büyük önem arz eder.

Malum olduğu üzere Mayıs Ayı eski deyimle Gulan Ayı bugünkü ifadeyle Gülen Ayı yani suların coştuğu, güllerin renk ve renk açtığı, çayır çimenin yeşerip ağaçların dal budak saldığı sıcakların başlayıp yaza giriş yapıldığı aydır.

Ancak yine malum bu yıl ki Mayıs Ayı pekte öyle geçmedi.

Bizden büyük ve biz 65 üstü yaşlarda olanlar çok iyi hatırlarlar öylesine bir yağmur yağardı ki eski deyimle Camusların, bugün ki ifade ile Mandaların coşan sularda boğulmasıyla Camus Kıran adı verilen bir ay olmuştu o yılların Mayıs Ayı. Bu yıl ki Mayıs Ayı da yıllar yıllar öncesi yaşanan zor ve sıkıntılı günleri ve anıları hatırlatan bir ay oldu.

Yağmurun durmaksızın yağdığı, düzensiz şehirleşme nedeni ile yolların su gölüne döndüğü, büyük mağduriyetlerin yaşandığı bir ay oldu bu yıl ki Mayıs Ayı.

19 MAYIS TARİHİ

Gelelim 19 Mayıs Tarihi’ ne.

Yukarıda ifade ettiğimiz üzere 19 Mayıs Tarihi, adını büyük bir mücadele başlangıcından almış ve 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı adıyla gençliğe armağan edilmiş bir bayramın tarihidir.

 Bu tarih; unutulmayıp her yıl hatırlanan bir tarih olmuştur bugüne dek. Allah’ın izni ve inayeti ile sevgiden, insan ve vatan sevgisinden yoksun, ar, edep ve haya denen manevi yaşamdan uzak canlarını pazara çıkarmış olup olumsuzlukta çıta yapmış gençlik denen müptezellere ve başkaca yaşanan birçok olumsuzluğa rağmen sevgiyi esas almış, yukarıda ifade ettiğimiz sözüm ona gençliğin tam tersi bir gençlik olarak değerlerine bağlı, milli ve manevi hassasiyetleri dorukta olan gümbür gümbür gelen bir gençlik tarafından bugünlerden sonra da daha nice yıllar unutulmadan hatırlanacak ve yaşanacak bir tarih olacaktır 19 Mayıs Tarihi birçok önem arz eden tarihlerimiz gibi.

1071- 1085- 1453- 1919- 1923 ve gibi daha nice tarihlerimiz gibi.

Netice itibariyle büyük bir mücadelenin ilk adımının atıldığı söz konusu bu tarihi büyük bir mücadele için beraber yola çıktığı arkadaşlarıyla taçlandıran merhum Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarına minnet duygularımızı sunar Allah’tan rahmet dileriz.

Aziz Türk Milleti olarak 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun, gençliğimiz yarınların daha aydınlık ve müreffeh olması noktasında gayretkeş olsun, vatana-millete ve değerlerine karşı ihanet içinde olanlar ise kahrolsun.

Şehitlerimizin şefaatlerine nail olmamız dilek ve temennisiyle daha nice milli bayramlara…

Ne Mutlu Türküm Diyene ve de diyebilenlere.

 

 

           

 

   AYETLER

*Ey iman edenler! Kendinizi tanıtıp izin almadan ve içinde oturanlara selâm vermeden kendi evlerinizden başka evlere girmeyin. Sizin için daha iyi olanı budur; umulur ki düşünüp anlarsınız. Nur:27

*Eğer o evlerde bir kimse bulamazsanız -size izin verilmedikçe- oralara girmeyin. Size “(Kabul edemiyoruz,) dönün” denirse hemen dönün; bu sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah bütün yaptıklarınızı bilmektedir. Nur:28

*İçinde kimsenin oturmadığı ve kendinize ait eşya bulunan evlere girmenizde sizin için bir sakınca yoktur. Allah açıkladığınızı da bilir, gizlediğinizi de! Nur:29

*Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır. Nur:30

*Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, başka kadınlar, hizmetlerinde bulunan köleleri ve cariyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz! Nur:31

*İçinizden evli olmayanları, köle ve cariyeleriniz arasından da elverişli olanları evlendirin. Yoksulluk içinde iseler Allah lütfu ile onları ihtiyaçtan kurtarır. Allah’ın hazinesi geniştir, her şeyi bilmektedir. Nur:32

*Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah lutfundan ihtiyaçlarını giderinceye kadar iffetlerini korusunlar. Bedelini ödeyerek hür olmak isteyen köle ve cariyelerinizin -kendilerinde hayır görürseniz- tekliflerini kabul edin. Allah’ın size verdiği maldan da onlara verin. Namuslu kalmak istedikleri halde, dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için cariyelerinizi fuhuş yapmaya zorlamayın. Kim onları zorlarsa, bilsinler ki böyle zorlanmalarından sonra onlara Allah rahmet ve mağfiretiyle muamele edecektir. Nur:33

*Size, gerektiği gibi açıklayan ayetler, sizden önce gelip geçenlerden misaller ve kötülükten sakınanlar için öğütler indirdik. Nur:34

*Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali, içinde kandil bulunan bir kandilliktir. Kandil bir cam içindedir, cam inciyi andıran bir yıldızdır; (bu kandil) doğuya da batıya da ait olmayan, yağı neredeyse ateş dokunmasa bile ışık veren mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Nur üstüne nur.. Allah nuruna dilediğini kavuşturur. Allah insanlar için misaller veriyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Nur:35

*Allah’ın yapılmasına ve içinde isminin anılmasına izin verdiği evlerde, akşam sabah Allah’ı tenzih ederek anarlar; Nur:36

*Ticaretin de satımın da kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamadığı, gözlerin ve gönüllerin dehşetle sarsılacağı bir günden korkan kişiler; Nur:37

*Anarlar ki, Allah kendilerini, yaptıklarından daha güzeli ile ödüllendirsin, daha fazlasını da lutfundan versin. Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır. Nur:38

*İnkâr edenlerin yapıp ettikleri, susamış kimsenin geniş düzlüklerde görüp su zannettiği serap gibidir; sonunda gelip ona ulaşınca orada bir şey bulamaz, ama Allah’ı yanında bulur, O da eksiksiz olarak hesabını görüverir. Allah’ın hesabı pek çabuktur. Nur:39

*Yahut dalga, üstünde yine dalga, onun üstünde de bulutla (kara bulut gibi bir dalga ile) kaplı büyük bir denizdeki karanlıklar gibidir; birbiri üzerinde karanlıklar! Neredeyse elini çıkarsa onu göremeyecek. Allah bir kimseye ışık vermezse onun aydınlıktan asla nasibi yoktur. Nur:40

 

  Gazze’nin Çocukları

Gazze sokaklarında oynayacak bir yaşta
Keleş ile vurulur Gazze’nin çocukları
Çoluk çocuk topyekûn haçlı ile savaşta
Bir ölür bin dirilir Gazze’nin çocukları

    Her saniye uyanır bombayla uykusundan
    Yudumlarlar ölümü her gün ecel tasından
    Bir ceylan gibi ürkek zalimin korkusundan
    Azrail’e sarılır Gazze’nin çocukları

Cihadı emir bilip “Farz-ı Ayın’dır” diyen
Şahadeti bekleyip her gün kefeni giyen
Bu zulme sırtın’ dönüp mışıl mışıl uyuyan
İnsanlığa darılır Gazze’nin çocukları

    Çocukluk görmemişler, oyuncakları mı var
    Dertleri kelep kelep; her biri boyu kadar
    Hani bir mesel var ya; “coğrafya gerçek kader”
    Gamdan gama sürülür Gazze’nin çocukları

Başlarına gelmeyen kalmamış ki hayatta
Kimi yara bereli, kimi başka bir dertte
Uçmağlara varıp da yarın bir gün cennette
Başköşeye kurulur Gazze’nin çocukları

Vedat Yılmaz/Elazığ

 

VURGUN YEDİ ELAZIĞ’IM

Önce deprem, sonra virüs,
Vurgun yedi  Elazığ'ım!
Bazen korku bazen kaos,
Mutsuz oldu Elazığ'ım!
    Önce kader, sonra tacir,
    Soygun yedi  Elazığ'ım!
    Kimi evsiz, kimi fakir,
    Yoksul oldu Elazığ'ım!
Yıkıldı evler yerle bir,
Çaresiz kaldı ekabir!
Kiralar artı bire bir,
Soygun yedi Elazığ'ım!
    Hele bir düşünün beyler.
    Çaresizler, şimdi neyler.
    Dost ahbabım ağıt söyler.
    Sefil oldu Elâzığ'ım!.

Kadim şehir Gakkoş yurdu.

Zengin fakir bina kurdu.

Umudunu afet vurdu.
Vurgun yedi Elazığ'ım!

Gıyasettin  Güneş/Elazığ-Palu 

 

BANA TÜRKÇE GEREK

Yıllar önce demiştim ya!

Bana ne gerek bilir misin?                 

Ne Arap’ı ne Şam’ı gerek

Bana Türkçe gerek Türkçe

     At gitsin İngiliz i, Alman’ı

     İspanyol’u, Yunan’ı, Farsı

     İtalyan ı Fransız ı ne gerek

     Bana Türkçe gerek Türkçe

Anamdan almışım dilimi

Özüm sözüm ana dilimi

Dilimde tükenmez dilim

Bana Türkçe gerek Türkçe

M. Dursun Aksoy/Elazığ-Karakoçan

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dursun Aksoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günışığı Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günışığı Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günışığı Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günışığı Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İstikrar Değişim Hizmet Elazığlılar Siz seçime nasıl gideceksiniz?