MARKA AVM’LERİN AMATÖR YÖNETİCİLERİ

Onlar bu şehrin en özel ve en özellikli misafirleriydi.

Onlar ülkemizin en özel en yetenekli öğrencileriydi.

Ülkenin dört bir yanından eğitimlerini almak üzere Elazığ’a gelmişlerdi.

Hayata umutla bakıyorlardı, çünkü özgüvenleri tamdı, yeteneklerine güveniyorlardı.

Bizler gibi duymuyorlardı ama emin olun ki bizden çok daha duyarlılardı.

Bizler gibi konuşamıyorlardı ama bizlerden daha kolay kendilerini ifade edebiliyor, meramlarını bizlerden daha iyi ve daha kibarca anlatabiliyorlardı.

Sahip oldukları bu özellik ve güzelliklerden dolayı da biz engelsiz bireyler gibi okuyup meslek edinmek ve vatana millete hayırlı bireyler olmak için Elazığ’a okumaya gelmişlerdi.

Bir yıl boyunca; gece demeden gündüz demeden, anne babalarından, kardeşlerinden uzak yatılı kaldıkları okulumuzda çalışıp çabalayıp elde ettikleri ürünleri görücüye çıkartmak için gün sayıyorlardı.

Heyecanlılardı çünkü el emeği göz nuruyla elde ettikleri ürünleriyle şehrin en işlek AVM’sinde beğeniye çıkacaklardı.

Bakın biz duymasak da, konuşamasak da üretmede kendinizi ifade eden sizler kadar iddialıyız, yeter ki bizlere fırsat tanıyın mesajını vereceklerdi.

Onların heyecanına ortak olmak, çalışma şevk ve arzularını arttırmak için eğiticileri olarak haftalar öncesinden sergi alanımız için rezervasyonumuzu yaptırdık.

Beklenen gün geldi, hazırlıklar tamamlandı duyma ve konuşma engelli öğrencilerimiz büyük bir heyecan ve titizlikle el emeklerini ambalajlayıp taşıyıcıya kendi elleriyle yükleyip AVM’de yine kendi elleriyle uygun alanlara yerleştirdiler.

O ürünleri taşımada ve yerine yerleştirmedeki titizlikleri görmeye değerdi.

Kolay değildi bir yıl boyunca çekiç sallamış bakıra şekil vermişler, bir yıl boyunca resimlerin renklerine duygularını katarak tablolara anlam kazandırmışlardı.

Ufacık bir sarsıntı, küçük bir darbe bütün hayallerini suya düşürebilir kaygısıyla sergiledikleri ürünleri nihayetinde kalabalık bir topluluğun katılımı ve kesilen kurdelelerle taçlandırıldı.

O anki heyecanlarını görmek gerekti. Kimi kendi eseri önünde selfieler çekerek heyecanlarını aileleriyle paylaştılar, kimileri canlı bağlantılarla memleketine uzaktan bağlandılar kimileri de çekim yapan TV Kanallarının isimlerini ailelerine göndererek izlemelerini istediler.

Bizler de farklı değildik, en az onlar kadar heyecanlıydık. Zira onlar çok uzaklardan bizlere eğitmemiz için gönderilen en özel emanetlerimizdi. Onların mutluluğu bizim mutluluğumuz, onların heyecanı bizim heyecanımız olmuştu.

Ta ki serginin ikinci gününe kadar…

İlk gün, müthiş güzellikler ile doluydu. Davetimizi şereflendiren misafirlerimiz, şehrin önde gelen saygın şahsiyetleri, STK temsilcileri ve alışveriş yapmak için AVM’ye gelen binlerce insan takdirlerini iletmiş öğrencilerimizin mutluluklarına ortak olmuşlardı.

Bu heyecanın devamını getirmek için gittiğimiz AVM’de yaşadığımız yeni bir gelişme ne yazık ki hepimizde soğuk duş etkisi yaratmış top yekun dumura uğramıştık.

Meğerse AVM yöneticileri aynı gün için bir başka kuruma daha sergi alanını taahhüt etmişler.

İşin ilginç yanı bunu AVM yöneticilerinden değil de utana sıkıla yanımıza gelerek meramlarını anlatan emniyet mensuplarından öğrendik.

Meğerse Trafik Haftası münasebetiyle sergi alanı bir başka kuruma da tahsis edilmiş.

İnsanlıktır olabilir, ancak bu tür aksaklık veya yanlışlıklarda yapılması gereken AVM yöneticilerinin gelip güzel bir dille böyle bir yanlışlığın olduğunu izah edip anlayış talep etmektir.

Kurumsal bir işletmede nezaket kuralları da, profesyonel yöneticilik anlayışı da bunu gerektirirdi.

Böyle bir nezakete muhatap olmadığımız gibi mağduriyetlik yaşamama adına da yine bizler kendileriyle iletişime geçtik ama nafile.

Kendi hatalarını telafi etme yoluna gideceklerine kendi aranızda halledin demezler mi?..

Güler misiniz ağlar mısınız türünden bir anlayış örneği. Gelişmeler karşısında biz üzgün alanın yeni sahipleri oldukça mahcup idiler. Alanı boşaltıp bir üst kata taşımamızı rica ettiler.

Kendilerine haklı olarak böyle bir uygulamanın engelli çocuklarımızın emeğine ve göz nurlarına saygısızlık olacağını, onların aylardan beridir bekledikleri bugün heyecanını söndürmenin kendilerini hüsrana uğratacağını anlatmaya çalışsak da; bütün çabalar boşa kürek çekmekten öteye gidemedi.

Derken devreye güvenlik müdürü olduğunu söyleyen bey girdi ve malzemelerimizi taşamazsak tamamen kaldırırım diye tehditler savurmaya başladı.

Sonradan söylediklerini inkar eden güvenlik müdürünü duyan birkaç kişi şoke olmuştuk. 

Şokumuzu atlatmak için yeniden yönetimle irtibata geçsek de yaşadığımız hayal kırıklığından başka bir şey değildi. Nezaketten oldukça uzak, yapılan davranışı normal karşılayan ve son derece saygısız.

Velhasıl işitme engelli çocuklarımızın emek verip göz nuru dökerek büyük bir heyecan ve titizlikle halkımızın beğenisine sunup takdir beklediği sergiler tabir yerindeyse tekdir edildi. Taşınma esnasında bir çok tablo kırılıp dökülürken bir çok ürün zarar gördü.

Gönül isterdi ki yapılan bir hata bu kadar büyümeden, kalpler kırılıp gönüller yıkılmadan olaya kurumsal bir firmaya yaraşır şekilde yöneticinin amatörce değil de profesyonelce yaklaşımıyla tölere edilsindi.

Bu arada Emniyet ve Jandarma mensuplarının AVM yönetiminin hatasını adeta üstlenircesine telafi etmek için çırpınışları her türlü takdirin üzerindeydi.

Sonuç olarak egosu tavan yapmış, kibirde sınır tanımayan yöneticiler ne yazık ki şehrin marka değerlerine böyle ucuz ve banal yönetim tarzlarıyla gölge düşürmekteler.

Hoşgörü ve gönül alma yoluyla problemlerin çözümü varken dezavantajlı olarak tanımlanan ama bir çoğumuzdan gönlü daha çok geniş ve güzel olan işitme engelli özel çocuklarımızın gönlünü kırmak bu kutsal günlerde hiç de hoş olmasa gerek.

Şunu bir kez daha anladık ki ne oldum delisi tavırlar kişinin kendisini zora sokacağı gibi temsil ettiği kurumun kurumsallığına da gölge düşürebiliyormuş.

YORUM EKLE