MERHAMET HERKESE LAZIM!

Kimin evinde merhametle yemek pişiyorsa, o yuvada huzur da vardır bereket de…

Anne yemeği merhamet ve sevgiyle pişirirse o yemek ilaçtır, şifadır.

Hele bir de eve giren rızık helal olursa, o ailede hastalık uzak durur.

Erkek evine yuvasına ve özellikle peygamber emaneti eşine karşı sevgi ve merhamet dolu olursa, eşinden misli misli geri alır.

Bir evde kadın evini eşini çocuklarını severse, Cenab-ı Hakk, o eve bereket yağdırır.

Bir evde Erkek merhametli, adaletli olursa o evde herkes mutluluğun en güzelini yaşar.

Bir de buna ilaveten aile bu güzel birlikteliği ibadetle süslerse o evde yaşayan kadın için, erkek için, çocuklar için de cennet olur.

O güzel yuvada yetişen çocuklar iman sahibi olarak büyürler.

Eşlerin ikisi de şükür ve merhamet sahibiyse, o eve ne nazar, ne de kem göz etki eder.

Mutlu aile nasıl olur, diye arayışta olanlar boşuna kişisel gelişim kitapları karıştırmayın. İki eş birbirine bakarken gözlerinin içi gülüyorsa, çocuklar anne derken yürekleriyle söylüyorsa, baba derken arkasında bir dağ varmış gibi kendini güvende hissediyorlarsa; o evde ibadet kesintisiz devam ediyorsa, o evde kuran okunuyorsa o aile mutlu ailedir.

Mutlu ailenin formülü; Eşlerin birbirine karşı sevgi ve merhametle davranmasıdır.

Böyle aileler var mıdır? diye sorarsanız, haklısınız. Modern hayat ve aşırı tüketim çılgınlığı insanları bencilleştirdi. Eşleri birbirine karşı uyumsuz ve huysuz hale getirdi.

Cenab-ı Hakk her anı bir başlangıç kılmıştır. Nerde yanlış varsa düzeltirsek ve yolumuza yepyeni bir bir hayata merhaba deriz.

Bugüne kadar kötü gitti diye hep kötü gidecek diye bir kanun yoktur.

Gelin eşinizi karşınıza alın sık sık sohbet edin. Çocuklarınızla vakit geçirin. Evde ibadete başlayın. Sabahları erken kalkın namazınızı kılın, güne dua ile başlayın.

Bakın her gün işler tıkır  tıkır yoluna girecektir.

Çocuklara nasihati bırakın; siz örnek olun yeter. Çocuk nasihate bakmaz, anne babanın yaptığına bakar ve aynısını uygular.

Anne baba merhametliyse, sevgi doluysa, çocuğuna;”Bak biz merhametliyiz, sevgi doluyuz, sen de büyüdüğünde bizim gibi ol!” demenize hiç gerek yok.

O çocuğun kameraları beyne çekip alıyor. Korkmayın büyüyence sizin yaptıklarınızı uygulayacaktır.

Yıllardır eğitimcilik yapıyoruz. Lise çocukları ilk geldiklerinde ilk derste sadece onların yüzüne bakıyorum. Öyle çocuk var ki hayatından bıkmış, somurtkan, kaçları çatık ve bezgin bir hali var.

Bazı öğrenciler cıvıl cıvıl.. Gözlerini içi gülüyor, asla olumsuz kelime konuşmuyorlar, kötümserlik hiç yok ve bu güzel enerjileri yüzlerine vurur, yüzleri pırıl pırıl.

Yıllarca bu gözlemi yaptım ve sonra velileriyle tanıştım. Tahminim hiç şaşmadı; O yüzü somurtkan, kötümser, umutsuz çocukların ailelerinin hepsi sorun ve problemli çıktı. Anne baba kavgalı, baba acımasız, geçimini yapamadığı için hıncını gelip ev halkıyla kavga ile çıkaran, anne kendine göre haklı nedenlerle hep mızmızlanan, beğenmeyen, yetinmeyen, şükür bilmeyen ailelerin çocuklarıydı.

Onların bu olumsuz yaşamları çocuklara yansımış. Çocuğa bazen soruyoruz;”Ne olmak istiyorsun?” diye. Çocuk omuz silkiyor;”Bilmem!” diyerek susuyor. Ve bu çocuklar merhamet görmeden büyüdüklerinde onlar da çevresine, hayvanlara, eşine çocuklarına merhametli davranmıyorlar, acımasız oluyorlar. Onun bir suçu yok, merhamet duygusunu tatmamış ki! Merhametin sevginin saygının ne olduğuna dair hiçbir fikri yok. İbadetten, imandan hiç haberi yok.

 Bir aile çocuğunu merhametle sevgiyle yetiştirmediği zaman o devam edip gidiyor. Düzelene kadar bir iki nesil geçiyor. Ya da öylece babadan oğula acımasızlık, sevgisizlik, saygısızlık bir miras gibi kalıyor, devam ediyor.

Kısacası; Evde merhamet varsa çocuk da merhametli oluyor. Yani biz evde neysek, çocuğumuzda bizim gibi oluyor.

Merhametli olmayı ihmal etmeyin! Merhamet herkese, her şeye lazım!

YORUM EKLE