ORTALIK TOZ DUMAN

İşsizler ordusu her geçen gün büyüyor. İçten çıkarılmalar devam ediyor. Çalışanlar özel sektörde aylıklarını alamıyor.

Bu nedenle toplumda büyük bir bunalım, gerginlik var. Her ne kadar her şey yolunda desek de hiçbir şey yolunda değil. Aileler dağılıyor, geçim zorluğu yüzünden alt gelir gurubu oldukça sıkıntıda.

Market zam yapıyor, alt gelir gurubunun sırtına biniyor, banka faiz yükseltiyor, yine fakirin kanını emiyor, Patron piyasalar kötü bahanesiyle çalışanının üzerine çullanıyor.

İşin kısacası; devlet bile kendini garibanın sırtında düzlüğe çıkmaya çalışıyor. Olan garibana oluyor. Özel sektör köleler ordusu içinde keyif çatarken, devlet kendi tabasının merhametsiz işverenlerin ağzında çiğnenmesine seyirci kalıyor.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, sözü düzene bakınca çok absürt kalıyor. Sözü söyleyen Şeyh Edebali… Yani Osmanlıya 600 yıl ruh veren atamız. Fakat bugün bakıyorsun ki tam tersi yapılıyor. İnsanı öldür ki,  devlet yaşasın, gibi olmuş.

Patron aybaşında iki ay geriden ödeme yapıyor. Ödeme yaptıktan sonra çalışanın elinden üç yüz, dört yüz lirasını elden geri alıyor. Bordro üzerinde asgari ücret ödüyor gibi görünüyor. Yasalara uygun ödeme yapıyor ama kapalı kapılar ardında ödediği paranın bir kısmını geri alıyor.

Sakın kimse böyle bir şey olur mu demesin Allah aşkına. Diyorsa tuzu kurudur, ekmeğin fiyatını da bilmiyordur. Şu anda iş hayatında dönen adaletsizlik ancak kölelik zamanlarında olmuştur. Zaten kölelik kalkmadı. Kalktı diyenlerin de tuzu kurudur. Sadece kölelik şekli şemalı usulü değişti. Mecburi gönüllü kölelik devri başladı.

Hz. Ali (r.a) bir sözü aklıma geldi. DİYOR Kİ; “Devletin dini adalettir. Adaleti olmayan devlet zaten dinsizdir.

Onu bunu bilmem, işimiz Allaha kalmış çok şükür. İnşallah o kendi adaletiyle mazlumları korur. Allah işimizi kula bırakmasın. Kula işimiz kaldıysak yandık.

Bakıyorsun, doğru bir işimiz kalmamış. Bankası çarpmaya kalkıyor, marketi çarpmaya kalkıyor, iş yapanı yine öyle… Ticaret bir kandırmaca, aldatma oyununa dönüşmüş. Nereye elin atıyorsun kolunu kapmaya çalışıyor. Parası olan yurtdışına yerleşmeye çalışıyor, gariban fakir ise zaten her zaman olduğu gibi bu vatanın nöbetçi koruyucusu.

Ezilen o, adaletsizliğe uğrayan o, vatana sahip çıkan yine o…

Gençler kısadan köşeyi dönme hastalığına yakalanmış, iş beğenmiyor.

Eğitim kalitesi sıfırlamış durumda. En küçük eğitim kademesinden en büyüğüne kadar içi boş birer kurum haline gelmiş. Binaların dışından bakıldığında her şey yolunda görünüyor fakat içleri bomboş. Liselerden mezun olan ve hiçbir mesleği olmayan milyonlarca genç sokakta geziyor.

Kısacası, durum hiç de iyi değil. Suçlu aramak eleştirmek kolay ama suçlu aramak yerine sorunları açık bir şekilde ortaya koymak lazım. Her şeyi halının altına süpürme zamanı değil, zaten halının altı da doldu.

Allah bu milletin yardımcısı olsun. Demek en güzelidir. İnşallah kötü niyetlilerin dediği olmaz, istedikleri kaos ve kargaşa boğazlarında kalır, ne diyelim.

YORUM EKLE