ŞERİDİMİ GERİ İSTİYORUM!

Trafik kurallarına elimden geldiğince uymaya çalışan bir vatandaşım. Aslında elimden geldiğince dediğime bakmayın, bu konuda oldukça hassasım. Ancak yerel trafik ve ulaşım şartlarına rağmen(!), hassas olmaya çalışıyorum desem sanırım en doğrusu olacak.

Ramazan Ayı ile beraber şehir merkezindeki trafik tam bir çile haline gelmiş durumda. Geçen yaşlı bir Amca çok güzel ifade etti: “Sankim dersin İstanbul gardaşım, garşıya bile geçemik”. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim, aslında bu çileyi yaşamak zorunda değiliz. Acil alınacak ve uygulamasında ısrar edilecek bazı önlemlerle, çile biraz daha çekilebilir bir hale gelebilir. Ama maalesef yapılan uygulamalar her geçen gün Elazığ’ı daha yaşanamaz bir hale getiriyor.

Geçenlerde ordu evi çok katlı kavşağında ikinci sıraya park ettim. Zaten malumunuz orada birinci sıra hep dolu, o şerit yok gibi. Dörtlü flaşörleri yaktım ve ışık hızıyla cadde üstündeki bir dükkâna elimdeki paketi bırakıp çıktım. Samimiyetimle söylüyorum, toplam süre en fazla bir dakikadır. Aracıma binince eşim; “yanımızdan polis aracı geçtiğini ve aracımızın fotoğrafını çektiğini söyledi”. Benim yanıtım aynen şöyle oldu; “Hanım, o ekip, kontrol için belli bir süre sonra tekrar gelir, ikinci kontrolü yapmadan ceza yazmazlar”, dedim.

Aradan bir hafta geçmedi ki park cezası adresime ulaştı. Düşündüm, cezayı yazan polis haklıydı. Ben ikinci sıraya park etmiştim, kuralı ihlal ettim ve cezayı hak ettim. Buraya kadar sıkıntı yok. Peki, birinci sıra park eden araçlar, sınırlı süreli parka müsaade edilen yerde gün boyu park ettikleri için cezayı hak etmiş olmuyorlar mı? Cadde üstüne kalıcı parka müsaade edilmese ve sürekli kontrol edilse, bu kadar araç için otopark var mı? Sınırlı süreli park yerlerini kontrol altında tutmayan trafik şube müdürlüğü ve belediye bana haksızlık etmedi mi? Neyse, vatandaşın kafasındaki bu sorular bitmez, gelelim asıl konuya.

Pazar günü, Hacı Ömer Bilginoğlu Bulvarı’ndan Aziziye Camisine doğru araçla gelip, sağa döndüm. Malumunuz o cadde yeni Emniyet Müdürlüğümüzün bulunduğu Şehit Üsteğmen Sami Çiftçi Bulvarı’dır. Açıkçası Emniyet Müdürlüğüne yaklaşırken gözlerime inanamadım. Artık yolun bir şeridi tamamen kapalı. İlk önce delinatör dediğimiz işaretçiler yola yerleştirilerek sonra da yaklaşık 2 m uzunluğundaki beton prefabrik duvarlarla yolun bir şeridi kapatılmış durumda. Yapılan masrafa ve işin şekline bakılırsa geçici bir şey gibi görünmüyor.

Hemen aklıma şu geldi; emniyet tedbirleri kapsamında giriş-çıkışın kontrolü için gereklidir, diye düşündüm. Ancak hem bina hem de çevre duvarları yeni inşa edildi. Eğer böyle bir düzenleme ihtiyacı varsa, neden dış çevre duvarları inşa edilmeden düşünülmedi ve yapılmadı? Bir mahallenin ana yolunu kapatmak bu kadar kolay mı? Emniyet Müdürlüğünün giriş-çıkışını tasarlamayı beceremeyenlerin cezasını bugün ve de yıllarca vatandaş mı çekecek?

Emniyet, okul ve hastane binaları özel binalardır. Sadece binası değil, diğer tüm yapısal ve mimari donatıları ile beraber planlanmak zorundadır. Emniyet Müdürlüğü kompleksinin projesini kimler hazırlamışsa bunun hesabı Onlara sorulmalı. O sorumsuzların cezasını vatandaş ömür boyu neden çeksin?

Şht. Ütğm. Sami Çiftçi Bulvarı, kışın kar yağdığında ve yoğun yağışlarda zaten kullanımı zor bir caddedir. Mahalle sakinleri bunu çok iyi bilir. Bu haliyle kışın adeta kullanılamaz hale gelir. Üstelik bu cadde Çayda Çıra Mahallesinin trafik anlamında adeta can damarıdır.

Bu uygunsuzluğu görüp de, Emniyet Müdürlüğü yapmış diye ses çıkarmayanlar büyük vebal altındadır. Emniyet Müdürlüğü ve tüm emniyet teşkilatlarının mensupları canımızdır. Fakat bir yolu katletmeye, hem de çevre duvarları daha yeni inşa edilmiş bir yerde bunu yapmaya kimsenin hakkı olamaz. Oradaki ihtiyaç her ne ise, neden çevre duvarı düzenlemesi yapılmadan entegre bir şekilde çözülmedi?

Bir şehrin trafik yönetiminde en önemli iki kurum vardır; bunlardan biri Emniyet Müdürlüğü, diğeri ise Belediyedir. Belediyenin önündeki (Başkanın giriş yaptığı kapının önü) keyfe keder uygulama yeterince can sıkıcıydı. Emniyet Müdürlüğü de böyle yaparsa, bizim halimiz nice olur.

Bu hatadan en kısa zamanda dönülmesi ve başkalarının hatalarının vatandaşa ödettirilmemesi dileğiyle…

*****

Birde Elazığ’daki trafik çilesinin anlaşılması için mesai giriş ve çıkışlarında özellikle bulunulması gereken noktalar var. Buralarda korumalar ve şoför olmadan araç kullanılırsa, vatandaşın hali anlaşılabilir. Sayın Vali, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milletvekilleri ve Sayın Emniyet Müdürü bu çileyi anlamak isterlerse, büyük bir memnuniyetle kendilerine rehberlik ve eşlik edebilirim.

İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın. “Şeyh Edebali”

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mansur IŞIKBOL
Mansur IŞIKBOL - 5 gün Önce

Tebrikler. Sana yakışanı yapıyorsun. Sonsuz selamlar.