Silahı kafama dayadım!

Teknik Direktör Yılmaz VURAL Hürriyet Gazetesi Yazarı Ömür GEDİK’le yaptığı röportajda ilginç açıklamalarda bulundu…

SPOR 18.02.2013, 20:29 18.02.2013, 20:29
4488
Silahı kafama dayadım!

En büyük pişmanlığının PİONTEK’in yardımcılığını kabul etmeyişi olduğunu belirten Yılmaz VURAL, bir gün Millî Takımın başına geçmeyi çok istediğini belirterek “İsteye isteye 60 yaşına geldim. İsteyenin bir yüzü kara, vermeyen zenci!”şeklinde konuştu…

 
Ç.Rizespor’un başındayken Fenerbahçe’ye attığımız golden sonra sevindiği için Aziz YILDIRIM’ın kendisini istemediğini ifade eden VURAL “Alsın beni takımına, parande atayım. Çalıştığım takım adına sevinmek kadar doğal bir şey olabilir mi?” dedi…
 
Bordo-Beyazlı Temsilcimiz Sanica Boru Elazığspor’da Teknik Direktör Yılmaz VURAL, verdiği röportajdaki ilginç açıklamalarıyla yine gündem olmaya devam ediyor…
Ulusal Gazetelerimizden Hürriyet’tin röportajında Ömür GEDİK’in sorularını yanıtlayan tecrübeli teknik adam en büyük pişmanlığının 1989 senesinde Bursaspor’dayken kendisine PİONTEK`in yardımcılığını teklif ettiklerini ancak kendisinin kabul etmediğini belirterek "Yabancı varsa olmaz" demiştim, geri adım atmadım. Ben reddedince göreve Fatih TERİM geldi. Şimdi geriye baktığımda anlıyorum ki Türkiye`de idealist olmanın pek faydası yokmuş!” dedi. Milli Takım`ın başına gelmeyi çok istediğini ifade eden Teknik Direktör VURAL “isteye isteye 60 yaşına geldim. İsteyenin bir yüzü kara, vermeyen zenci!” şeklinde konuştu.
Antalyaspor küme düştüğünde "intihar edeceğim" deyip silahı kafasına dayadığını da itiraf eden ve “Oyunla alakalı değil intihara teşebbüs sebebim. Kişisel bir hayal kırıklığının sonucuydu.” diyen VURAL Christoph DAUM’la aynı okuldan mezun olduğunu ancak bu ülkenin onu baş tacı yaptığını belirterek “Maçkolik.com diye bir site var, oraya gir; dünyada 7 bin 300 antrenör var ve ben 34`üncü sıradayım bir Türk olarak. 670 tane resmi maç yönetmişim. Bu adamlar bunları görmüyor ve bize sinek 2`li muamelesi yapıyor, deli oluyorum!” dedi.
Hürriyet Gazetesi Yazarı Ömür GEDİK`in Yılmaz VURAL ile röportajı aynen şöyle;
Taklalar atıyor, çimleri yoluyor, saha kenarında tuhaf hareketler yapıyor, neredeyse deliriyor! "Teknik direktörlük mü yoksa şovmenlik mi yapıyor anlayamıyoruz" diyorlar Yılmaz VURAL için. O ise takımın motivasyonunun onun saha kenarındaki bu oyunculuğundan geçtiği konusunda ısrarlı. Birinci Lig`de doğuyu temsil eden tek takım olan Elazığ`ın başında bulunan VURAL`la görüşmek için Elazığ`a gittim; yaşamını, Millî Takım ve üç büyükler hayallerini konuştum.
"Yılmaz Hoca saha kenarında şov yapıyor" diyen çok. Bu kendini gösterme, farklı olma durumu çocukluktan gelen bir şey mi? Siz küçükken de farklı mıydınız?
- Benim babam işçi, annem ev kadınıydı... Annem ilkokul mezunuydu ama çok moderndi. O zaman herkes uzun saça hayır derken bizimkiler bir şey söylemezdi. Sadece uzun saçla farklı olmak değil, hep bir lider yapım da vardı.
Twitter`a güzel şeyler yazıyor, ilginç fotoğraflar paylaşıyorsunuz. Orada da bir fenomen olma durumu var sanırım.
- Benim bilgisayarla aram iyi değil. Açma kapamayı biliyorum o kadar. Twitter hesabım da yok. Benmişim gibi bir başkası yazıyor.
Ama biliyorsunuz ki Obama`nın seçimleri kazanmasında sosyal medyanın rolü büyüktü. Hatta seçimi kazandığını bile Twitter üzerinden duyurmuştu.
- E tabii iyi tarafları da var ama ben sıkılıyorum. Twitter bütün sosyal hayatı öldürüyor.
*Küçükken tuttuğum takımı söylemem…
Yılmaz VURAL küçükken hangi takımı tutuyordu?
- Sakaryaspor.
Üç büyüklerden ilgi duyduğunuz?
- Vardı ama hiç açıklamadım. Açıklayınca o takımın hiçbir şeyi olamıyorsunuz, Türkiye böyle. Sizi hep taraflı görüyorlar ondan sonra.
Sanatçıların bazıları da sizin gibi... Hangi takımı tutuyorsunuz diye sorulduğunda Milli Takım diyorlar!
- Türkiye`de insanın başına alakasız şeylerden dert açılabiliyor. Mesela şike olayında başıma şu geldi; Fenerbahçe kulubünün bir sorumlusu arkadaşım aradı sohbet için. Gittim, neredeyse maçı sattık olacaktı.
Nasıl kurtuldunuz sonra?
- Yok ki ortada bir şey. Ne telefon görüşmesi ne başka bir şey. Bu spor müsabakası yani, biri yenilecek.
*Şike ahlaksız insanların başvurduğu bir yöntem…
Şike olaylarından sonra ne değişti hayatınızda?
- Biraz daha düzgün antrenörlük yapma fırsatı bulduk.
Siz ne kadar şikayetçiydiniz bu konudan?
- Çok. Ben bu yüzden maçı bırakıp çıkmış, bu işe tepki koymuş bir antrenörüm. Rizespor-Akçaabatspor maçında oyuncu tavırları pek hoşuma gitmedi, bırakıp gittim. Bir gün sonra çok büyük bir alacağım vardı, onu bile bıraktım. FIFA, UEFA ve futbol federasyonu, ödül vereceklerine "koca camiayı zan altında bırakıyorsun" diye beni eleştirdi. Maalesef Türkiye böyle.
En şaşırdığınız şike olayı desem?
- Almanya-Avusturya maçının berabere bitmesi gerekiyor ve beraber kalırlarsa tur atlıyorlar. O iki takım berabere kaldı. Dünyaya örnek olması gereken bu iki ülke bile yaptığına göre herkes şike yapar. İhalelerde de şike yok mu? Her yerde var. Ahlaksız olan insanların başvurduğu yöntem şike.
Paradan başka şeyler de dönüyor mu şike olayında?
- Oluyor. Rica minnet, "yapma düşeriz" gibi şeyler de oluyor. Yaşamda ne varsa futbol sahasında da o var.
*DAUM`la aynı okuldan mezunuz onu baş tacı etti bu ülke!
Şikeyi bırakıp Yılmaz VURAl`ın kariyerine bakalım. Adapazarı`ndan sonra ne yaptı Yılmaz VURAL? Nasıl tırmandı merdivenleri?
- Adapazarı`ndan sonra profesyonel futbolculuk hayatım başladı, Sivas`a gittim. Ailem beni özgür bıraktı, önümü açtı. Tekirdağspor`da oynuyordum ki bir sakatlık geçirdim. Spor akademisinin sınavlarına girdim, kazandım. Spor akademisi bitirip de sporun içinde olan ender insanlardanım. Herkes başka mesleklere kaydı çünkü. 1974 gibi kuruldu, 1982 gibi de kapandı zaten. Amacından sapıp çok siyasallaştı. 1979 gibi bitirdim okulu, o dönem öğretim görevliliği sınavı açıldı. Ben de girdim ve kazandım. Sonra bir müzisyen arkadaşımla Avrupa`ya gitmeye karar verdik. Almanya`daki akamediyi de bitirdim. Üzüldüğüm bir konu var, hep onu söylüyorum, Christoph DAUM da, ben de aynı okuldan mezunuz. Burada o baş tacı oldu. Bir ülke bu kadar yabancıya önem verir mi yahu? Bizim kavmin en büyük hatalarından biri bu.
Değişir mi sizce bu durum?
- Yok, değişmez.
Aslında siz buranın kültürünü, insanını daha iyi biliyorsunuz, daha fazla önemsenmeniz gerekiyor.
- Evet ama maalesef öyle olmuyor.
*Başbakan olacaksam siyasete girerim…
Ben halk kahramanı gibi görüyorum sizi. Sabah annem ve babama Elazığ`a, sizin yanınıza geleceğimi söyledim, annem "Selam söyle, ben onu çok seviyorum" dedi. Herkes seviyor sizi.
-Hakikaten böyle. Singapur`a gidiyorum, arkadan biri "hoca, hoca" diye bağırıyor.
Bu kadar seviliyorsunuz, siyasete girmeyi düşünmediniz mi hiç?
- Yok. Benim işim değil o. Başbakan olacaksam isterim. Onun altındakiler çok söz sahibi olamıyor.
Hakan ŞÜKÜR`ün milletvekilliğini nasıl buluyorsunuz?
- Hakan ŞÜKÜR benim 18 yaşında bulup ortaya çıkardığım bir insan. Buraya gelmesinde çok emeğim var. Bugünkü halinden de kendime pay çıkarıyorum. Fakat o sonradan siyasallaşınca, ben öyle olmadığım için ilişkilerimiz biraz değişti. Ne yazık ki burada insanlar bir yere geldiğinde değişiyor. Birisini padişah yapmışlar, önce babasını kesmiş gibi bir durum var.
*Heyecanı olmayan antrenör olmasın…
Sıkça sövüp saydığınızı duyuyorum...
- Ben çok küfürbaz bir adamım ama ettiğim küfürler kimseyi rahatsız etmez. Deşarj olmanın bir yolu, hep içine atmakla olmuyor.
Çocukların yanında da mı?
- Kim olursa olsun, hiç dinlemem.
Ağzınızdan en çok çıkan ve buraya yazabileceğim küfür hangisi?
- Ne diyeyim bilemedim.
Eşek kafalı gibi mesela?
- O küfür değil iltifat sayılır benimkilerin yanında!
Peki anlaşıldı! Tokat var mı hâlâ? Meşhur tokatlarınızdan?
- Yok ben öyle şiddetli bir insan değilimdir, hatta iyi huyluyumdur. Ama çalışırken başka. İki karakterliyim. Bazı antrenörleri anlamıyorum, "benim karakterim bu" diyor. Buysa antrenör olma kardeşim! O karakter çok farklı bir şey. Karakter alışverişi yapacak, teşvik edecek, motive edecek, üzülüp sevindiğini belli edecek. Bana şovmen diyorlar. Oyuncu sizin sevincinizi görmeli ama... Futbol heyecan ve motivasyon işi. Yoksa böyle bir heyecanınız, oturun evinizde ya da bakkal dükkanı açın.
Hayatınız film olsa adı ne olurdu?
- Hayatta insan ismini yaşarmış derler ya, bende durum aynen öyle. Bazıları için tereyağından kıl çeker gibidir hayat. Bense hep didinmek, hayatı tırmalamak zorunda kaldım. Adımın bana mirası işte. Film çekilecek olsa "Adım Yılmaz" olurdu adı herhalde.
*Futbolcudan iyi eş olmaz, zamanları yok…
Futbolcularda en sevmediğimiz şey nedir?
- O kadar zor bir iş yapıyorlar ki, sinir uçları hep uyarı halinde. Bir bakıyorsunuz sevecen, bir bakıyorsunuz nefret dolu. Bazen sizi baba gibi görürler, bazen ekmeğini çalan hırsız gibi. Çok değişiyor karakterler.
Size en çok kan kusturan futbolcu?
- Ben onlara kan kusturuyorum (gülüyor). Hepsini çok seviyorum, sevmezseniz yapamazsanız zaten... Hataları ile sevmeniz gerekir.
Futbolcudan iyi eş olur mu?
- Çok zor. Eşine zaman ayırmayan iyi eş değildir bana göre. Ben çok mutlu futbolcu evliliklerini nadir gördüm. Hemen evleniliyor, lüks içinde yaşanıyor, para bitmeye başladığında ayrılıyorlar. Çocuklar o maddi gücü çok hoyratça kullanıyorlar. Bir işçi madende bütün gün çalışıyor, 1000 lira maaş alıyor. Bir futbolcu ise bir maçta 10 milyon prim kazanıyor. Ve içlerinde tutamayanlar oluyor bu paraları. Birçoğu da entelektüel anlamda pek iyi değil çünkü her gün antrenmandalar, gelişmeye zamanları yok. Oysa toplum psikolojisini etkileyen bir iş yapıyorlar. Kilit noktadalar.
"Ben çocuklarıma hiçbir zaman iyi bir baba olamadım" demişsiniz...
- Doğru, olamadım. Maddi imkân yaratmaksa sadece olay evet, doğru bir baba oldum. Yurtdışına yolladım, okuttum ama onları hayatımda ilk plana alamadım.
2,5 yaşındaki oğlunuz Yılmaz içinde mi durum aynı? Hâlâ iş mi ön planda?
- Evet iş ön planda hep. Ne yapayım, şu an burada Elazığ`dayım ve onu sık göremiyorum.
Ben en fazla hak eden ama buna rağmen bir türlü Milli Takım`ın başına geçemeyen teknik direktör olduğunuzu düşünüyorum. Bir insan bir işe hem bu kadar yakın hem de bu kadar uzak olabilir mi?
- Ben bugüne kadar herhangi bir siyasi görüşe ait olmak istemedim. Hep kendi başıma bir şeyler olmak istedim, öyle de yaptım. Ama Türkiye`de isim olmak için arkanda birilerinin olması ve itmesi gerekiyor. İki üniversite bitirdim, benim aldığım eğitim kimde var? Milli Takım`ı çok istiyorum ve isteye isteye 60 yaşına geldim. İsteyenin bir yüzü kara, vermeyen zenci!
Ben uğurluyumdur. İnşallah sizi bir gün milli takımın başında göreceğiz.
- İnşallah... maçkolik.com diye bir site var, oraya gir; dünyada 7 bin 300 antrenör var ve ben 34`üncü sıradayım bir Türk olarak. 670 tane resmi maç yönetmişim. Bu adamlar bunları görmüyor ve bize sinek 2`li muamelesi yapıyor, deli oluyorum!
*FB`ye gol atınca çok sevindim diye Aziz Bey beni istemiyor…
Peki ya üç büyükler?
- Fenerbahçe bana değer verdi, iki kez gece antrenörlüğü verdi, sabah geri aldı. Ali ŞEN döneminde anlaştık. Metin AŞIK döneminde de... Ergün GÜRSOY aradı bir kez de hayırlı olsun, Galatasaray`ın teknik direktörüsün dedi. HAGİ dönemiydi, sonra özür dileyip yola onunla devam ettiler. Yani hep köşeden döndük.
Aziz YILDIRIM`ın sizi Fenerbahçe`ye gol attıktan sonra çok sevindiğiniz için istemediği doğru mu?
- Evet. Rizespor`daydım. Fenerbahçe takımını yenmesek küme düşeceğiz. Biz gol atınca 50 metre koşup futbolcuya sarıldım. Sevindim doğal olarak. Ama onun gücüne gitmiş.
Olabilir mi böyle bir şey?
- Gerçek ama, şaka değil. Alsın beni takımına, parande atayım. Çalıştığım takım adına sevinmek kadar doğal bir şey olabilir mi?
*Tiyatro yapıyoruz ve sahnemiz çok büyük…
Fatih TERİM mi daha şovmen, siz mi?
- O da kendine has vücut dili olan birisi.
Siz bir yerde oyunculuk da yapıyorsunuz sanırım.
- Biz tiyatro yapıyoruz ve sahnemiz tiyatrodan daha büyük.
Maç öncesi ve sonrası Yılmaz VURAL... Ne fark var?
- Maç biter ve ben kendim olurum. Ne oyuncuma tepki gösteririm, ne kızarım. Olan olmuştur. 90 dakika kazanılması adına ne varsa, ne gerekiyorsa yaparım. Bittikten sonra yapacağım bir şey yok.
*Zengin aile çocuğu futbolcu olamaz…
Kimler iyi futbolcu olur? Gençlere tavsiyeleriniz neler?
- Kendilerine en yakın kulübe gidip kendilerini göstersinler. Eğer o kulüp kabul ederse, çok çalışsınlar ve okullarını ihmal etmesinler. Durumu iyi olan ailelerin çocukları futbolcu olamaz, örneği yok. Çok zor ve meşakkatli bir iş futbolcu olmak. Mesela Seda`nın oğlu Oğulcan futbolcu olmak istedi ama olamadı. Altında arabası, bir sürü kız arkadaşı... Haliyle sıkıntıya giremiyordu, ben de "bırak" dedim. Para kazanmak için yapılır en başta futbolculuk.
Siz sporcunun nasıl olanını seversiniz?
-Ahlaklı, zeki ve çevik olanını. Zeki, çevik tamam da bugünlerde ahlak biraz sıkıntıda!
En sevdiğiniz tribün sloganı?
- Türkiye`deki sloganları hiç beğenmiyorum. Gürültüden başka bir şey değiller. Mesela İngiltere`ye gidin, o top kaleye gidene kadar müzik gibi yavaş yavaş yükselen bir ses vardır. Rahatsız etmez, motive eder. Elazığ`da taraftar gruplarını haftada bir gün toplayıp eğitim vereceğim. Takıma da çok faydalı olacağını düşünüyorum.
En mutlu anınız?
- Maçın kazanıldığı an.
En mutsuz anınız?
- Kaybettiğimiz an.
Futbol zeka oyunu mu güç oyunu mu sizce?
- Tamamen zeka oyunu. İngilizlerin bir lafı vardır, "Bir futbolcunun maçtan sonra adelesi ağrıyorsa aptaldır" diye... Başının ağrıması gerekiyor.
Bir kazanma formülünüz var mı?
-Var. İşin iyi yapılması anlamında çok mesai veriyorum. Buraya geleli 4 ay oldu ve İstanbul`a sadece 4 kez gittim. İşinizin başında olacaksınız. İşinizin başında kalacak ve kimseye güvenmeyeceksiniz. Ticaret yapıyor ama başında durmuyorsunuz, batarsınız. Doğru çalışacak ve iyi eğitilmiş olacaksınız. Almanya`da bu işin bütün püf noktalarının eğitimini aldım. Bütün bilimlerden istifade etmeli bir teknik adam...
En büyük pişmanlığınız?
- 1989 senesinde, ben Bursaspor`da antrenörken Şenes ERZİK`ten Milli Takım için haber geldi. PİONTEK`i antrönör yaptılar, bana da yardımcısı olmamı teklif ettiler. "Yabancı varsa olmaz" demiştim, geri adım atmadım. Ben reddedince göreve Fatih TERİM geldi. Şimdi geriye baktığımda anlıyorum ki Türkiye`de idealist olmanın pek faydası yokmuş!
*Kafama silah dayadığım doğru…
Antalyaspor küme düştüğünde "intihar edeceğim" deyip silah dayamışsınız kafanıza. Gerçek mi bu?
- Oldu öyle bir şey. Menderes TÜREL benim çok değer verdiğim biriydi. Onun tavrı beni çok üzdü. Oyunla alakalı değil intihara teşebbüs sebebim. Kişisel bir hayal kırıklığının sonucuydu.
Gider misiniz psikoloğa?
- Gitmedim hiç, ama gidebilirim. Tam psikologluğum aslında. O olaydan beri geceleri uyumakta zorlanıyorum.
En çok kimden korkuyorsunuz?
- Tanrı`dan.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 17 Mayıs 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 36 86
3. Chelsea 36 70
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 36 48
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 36 45
14. Aston Villa 36 44
15. Southampton 36 40
16. Everton 36 36
17. Leeds United 37 35
18. Burnley 36 34
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Getafe 37 39
15. Elche 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31
Yeni Sayımız
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@