TÜKETİCİ HAKLARI ve AYIPLI MAL

Günışığı gazetesinin çok değerli okurları, yazıma geçmeden önce herkesin geçmiş bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Vatanımızın, milletimizin ve bölünmez bütünlük irademizin ışığında daha nice güzel bayramlar yaşamayı tüm Türk toplumu adına niyaz ediyorum...  Bugün ele alacağımız hukuki konumuz Tüketici Hakları ve Ayıplı Mallar. Gündelik yaşamda her vatandaş kalibre birer tüketici konumundadır. Akla, hayale gelecek hemen her şeyi doğrudan veya dolaylı yollarla tüketmek, harcamak zorunda kalıyoruz. Sosyal yaşamın bir gereği olarak alışveriş usulü yaşamın bir kuralı ve vazgeçilmezidir. Pek tabii sosyal yaşantının bu kolunda da hukuki sorunlar ve uyuşmazlıklar yaşanmaktadır. Bu uyuşmazlıkların önüne geçmek amacıyla kanuni adımlar atılmış olup; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüğe konmuştur. Kanunun prensipleri oldukça geniş olmakta ve sorunların çözümü için yorumlanmaya açık şekilde oluşturulmuştur. Mahkeme sürecine girilmeden, satıcı ve alıcının hangi sorumluluk evrelerine dahil olduğu aleni şekilde kanuna aktarılmıştır. Yaptırımları net olmakta ve mekanizması resmi kurumlarca idame edilmektedir. Kanunun sorumlulukları, maddi kazancı olan satıcıların  edimlerinin yerine getirilmesi açısından oldukça öneme sahiptir. Alıcılar içinde tüketici vasfı çerçevesinde yükümlülüklerine ışık tutmakta olan bu kanun uygulanması açısından dengeli neticeler doğurmaktadır. Gündelik yaşantının arz ettiği tüm bu hususlar, satıcı-alıcı dengesinin tam kurulması ve satıcının basiretli iş adamı vasfının korunması açısından da önem iştigal etmektedir. Alıcının da tasarruf ve mülkiyet haklarının korunması ve mağduriyet yaşamaması açısından 6502'nin iyi incelenmesi gerekmektedir. Kanunun tarafsız hükümleri içerisinde belki de alışveriş uyuşmazlıklarının temelini oluşturan AYIPLI MAL faktörü özellikle ele alınmıştır. Ayıplı mal kısaca; tarafların üzerinde anlaştığı örneğe aykırı veya sahip olması gerekli niteliklere sahip olmaması sebebiyle taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olmayan mal şeklinde tanımlanabilir. Kısacası; alıcının tatminini yaratmayan veyahut randıman almasına vesile olmayan ürünlere ayıplı mal denebilir. Diğer bir ifade ile; ambalaj veya etiketi üstünde yahut reklamlarında belirtilmiş bir veya daha fazla özelliği taşımayan, tüketicinin maldan beklediği makul faydayı sağlamayan ya da azaltan hukuki, maddi ya da ekonomik eksiklikleri olan mallar da ayıplı maldır. Maddi ayıpların işlevi de; malın yırtık, kırık , parçalanmış, bozulmuş vb. fiziki zarar görmüş olması durumuna denmektedir. Ekonomik olarak yaşanan ayıbın işlevi ise; normal şartların varlığı altında tüketicinin satılandan elde etmeyi beklediği gelir ya da verimi sağlayamaması olarak tanımlanabilmektedir. Bahsedildiği üzere diğer bir ayıpta hukuki ayıptır. Hukuki ayıbın sübut bulmuş işlevi de ; satılandan yararlanma ve satılan üzerinde tasarruf etme yetkisini sınırlandıran ayıba denmektedir. Teknik olarak ayıbın türleri kalıp olarak bu şekildedir ve ayıplılık hususu bu çerçevede dönmektedir. Fakat, sözleşmeye konu olan malın montajı satıcı tarafından yapılacaksa montajın yapılmaması veya hatalı şekilde yapılması sebebiyle de doğan zararlardan satıcı, sözleşmeye aykırılık prensibiyle sorumlu olacaktır. Esasen; tüketicinin haklarının korunması ve satıcının basiretinin dengede tutulması açısından önemli noktalar içeren kanunun güncel hayatta ekonomik düzene adapte edilmesi kolay olmamıştır. Satış ve alış kalıpları vazifeleri üzerine taraflar arasında çoğu zaman uyuşmazlıklara sebebiyet vermiştir. Bu uyuşmazlıklar satıcının da alıcının da mağduriyet yaşamasına sebep olabilmektedir. 6502 sayılı kanunu firma açmak isteyen veyahut mal satış yolu ile maddi kar elde etmek isteyen basiret sahiplerinin öncelikli olarak okuması ve anlaması gerekmektedir. Koyduğu yaptırımları irdelemek hem kendi işletmeci vasfını koruyacak hem de satış yaptığı tüketici ile münasebetlerini engelleyecektir.                                                                                                                  Satıcının ayıplı maldan sorumluluk şartları pek tabii ilgili kanunda sayılmıştır. Bunlar kısaca;

1. Satılanın alıcısı olduğu tüketiciye teslim edilmiş olması gerekmektedir. ( İlk şart sorumluluğa ve konuya tabii olacak malın alıcısına teslim edilmiş olması gerekecektir. Satıcının yegane sorumluluğu sipariş edilen ürünün teslimi ile başlamaktadır. Malın tüketiciye teslimi gerçekleşmeden ihbar ve muayene külfeti başlamayacağından ilk esas bu hususun gerçekleşmesi gerekmektedir.)

2. Ayıbın esaslı bir ayıp olması gerekmektedir. (6502 sayılı Kanunun 4.maddesinde ifade edildiği üzere malın objektif olarak gereken niteliklere ya da sözleşmeyle kararlaştırılan niteliklere sahip olmaması halinde ayıbın varlığından söz edilir.)

3.Ayıp, malın alıcıya tesliminden önce mevcut olmalıdır. (Maldaki ayıbın alıcıya teslimden önce mevcut olması gereklidir. Kural açık olmakla birlikte, teslimden önce bir ayıp olduğu iddiası alıcının ispat yükü kapsamındadır. Kanuna göre malım tesliminden itibaren ilk 6 ay içinde ortaya çıkan ayıpların malın teslim tarihinde mevcut olduğu kabul edilmiştir. Böyle koyulan bir karine de, tüketicilerin ispat yükünü hafifletmiştir.)

4.Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmemelidir. ( Sözleşme kurulduğu anda tüketicinin malın ayıplı olduğunu bilmemesi gerekmektedir. )

5.Ayıp aşikar olan bir ayıp olmamalıdır. ( Aşikar ayıp, tüketicinin satılanı olağan bir dikkatle inceleyerek, halinde görebileceği ayıplara denir. Aşikar ayıplarda muayene / gözden geçirme söz konusu değildir. Aşikar ayıplarda satıcının ayıba karşı sorumluluğu doğmaz. Bu durumlarda alıcının malın ayıbını bilerek aldığı varsayılır. )

Sorumluluk şartları belirtildiği üzere, açık ve anlaşılır şekildedir. Değerli okurlarımızın ayıplı mallar ile alakalı mağduriyet yaşamamaları adına bu hususları incelemesini istemekteyim.

Son olarak, malın ayıplı olduğu kesin ise tüketicinin seçimlik hakları ( tercihe açık hakları ) bulunmaktadır. Alıcı bu haklardan birini tercih edecektir. Bunlar;

1.Satılanı iade etmeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.

2.Satılanı iade etmeyip ayıp oranında satış bedelinde indirim talebinde bulunma.

3.Aşırı bir masrafı gerektirmemek koşuluyla, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere malın ücretsiz tamirini isteme.

4.Mümkünse, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarıdır.

Çok değerli okurlarım ve bahsi geçen bu hususlardan dolayı tabiri caizse '' sütten ağzı yananlar ''. Bu yazıyı okuduktan sonra hukukçu kimliğim ile hepinizden tek isteğim alışveriş yaparken, bir ürün alırken veya satarken mutlaka '' yoğurdu üfleyerek yiyin. '' Mağduriyet yaşamanız uzun sürebilecek yargı süreçleri yaratacaktır. Bu durum da hem vaktinizi hem cebinizi yakacaktır. Alışveriş tutkunu olan okurlarıma da ayrıca seslenmek istiyorum. Gördüğünüzü direk hop diye almayın.! Bekleyin, bakın, araştırın... Nerede neyi var? Neresi arızalı? İşimi gerçekten görür mü? Gözle görülür hatası, kusuru var mı? Bir uzmana göstersem eksiği, ayıbı çıkar mı? vb. soruları her zaman ilk başta kafanızdan geçirin.! Muayeneyi ve göz ile incelemeyi mutlaka gerçekleştirin.! Sözleşmelerin vukularına girilmeden, hukuki uyuşmazlıklar okyanusunda boğulmadan en başta kendi hukukunuzu kendiniz koyun.! Temel problemleri yaşamamak için her alışveriş öncesi '' BU ÜRÜNDEN TATMİN OLUR MUYUM? '' diye kendinize sorun...

Her içtihadı açık olmak üzere; '' HUKUK; HAKLIYI GÖRÜR, HAKLIYI HİSSEDER, HAKLIYI FARK EDER... ''  Saygılarımla...                                             

Stj. AVUKAT AHMET ÖZDEMİR

YORUM EKLE