Türkiye’ye İktidar Belirleyen Program

İlginç bir olaydır, karanlıkta kalan, görülmeyen ve bilinmeyen belki onlarca, hatta yüzlerce siyasi senaryonun açığa çıkmış bir örneğidir:
12 Eylül ihtilaliyle politika yapmaları yasaklanan dört lider; Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş’e siyasi hakları iade edildiği dönemde, Bülent Ecevit, Londra’da bir İngiliz TV prog-ramına çağrılır. Programda CIA ve FBI başkanlarının da içinde bulunduğu kalabalık bir Amerikalı heyet konuktur. Burada ABD’liler, Ecevit’e yeniden siyasetin başına geçebilmesi ve yeniden Başbakan olabilmesi için ilginç bir yöntemle teklifte bulunurlar. Olayı bizzat Ecevit’in bizzat kendi ifadelerinden öğrenelim:
 
“12 Eylül askerî müdahale döneminde, yurtdışına çıkma yasağım kaldırıldıktan kısa bir süre sonra, İngiliz ‘Grenada’ televizyonundan ilginç bir televizyon programına katılmam için bir çağrı aldım. İngiliz ‘Grenada’ televizyonu ile Amerikan ‘CBS’ televizyo-nunun ortaklaşa düzenledikleri ve yayımladıkları bu programda dünya gerçeklerini andıran, fakat hayal ürünü (varsayımsal durumlar), önceden, geniş bir uzman kadronun katılımıyla, ay-rıntılı birer senaryo olarak hazırlanıyordu. Televizyon progra-mına katılanlar da, aralarında tartışa tartışa, senaryoları geliş-tirip bazı çözümlere ulaşıyorlardı.
 
Benim katıldığım tartışma senaryolarından biri, hayalî bir ada devletiyle ilgiliydi. Varsayımsal senaryoya göre, bu ada devleti zâlim bir diktatör tarafından yönetilmekteydi. ABD ve İngiltere, kendi çıkarlarına sadâkatla hizmet ettiği için, bu dik-tatörü destekliyorlardı. Fakat ada devletinin halkından yükselen muhalefet ve tepki o kadar ileri ölçülere varmıştı ki, ABD ve İngiltere, sonunda, diktatörün devrilmesine râzı olmuş ve bunun için gerekenleri yapmışlardı. Yine senaryoya göre, bu diktatörün yerine, Amerikan ve İn-giliz tertibiyle bir başka lider getirilmişti. Fakat o lider de, bir süre sonra, fazlasıyla Moskova yanlısı bir tutum izlemeye baş-lamıştı Onun için, ABD ve İngiltere, ondan da kurtulmaya karar vermiş ve gereğini yapmışlardı. Fakat yerine kim geçecekti? İşte senaryonun bundan sonrasını geliştirme işlevi, tartışmacılara bırakılıyordu.
 
Tartışmaya katılanlar arasında, ABD ve İngiltere’nin bazı önde gelen devlet adamları ve komutanları yer alıyordu. O arada, General (Alexander) Haig, eski CIA başkanlarından biri (büyük ihtimalle William Colby) ve o sırada FBI başkanı olan şimdiki CIA başkanı (William) Webster de bulunuyordu. Almanya’dan da bir kaç önde gelen politikacı vardı. Bu üç ül-keden gelenler dışında, ayrıca bir eski İtalyan devlet adamı ile Türkiye’den ben vardım.
 
Hayali ada devletine yeni bir lider aramasına sıra geldi-ğinde, tartışmanın yöneticisi Amerikalı profesör, tartışmacılara bir kopya verdi:‘Ada devletinde, şimdilik bir köşeye çekilmiş, fakat halk arasında saygınlığı olan bir sosyal demokrat lider var, onun iktidara gelmesini düşünmez misiniz?’ dedi. Amerikalı ve İngiliz tartışmacılar bu çözüme hemen sarıl-dılar. Fakat köşesine çekilmiş o sosyal demokrat politikacı nasıl devletin başına gelecekti? Amerikalılar dediler ki:
 
‘-Onun kolayı var... Eski diktatör bizim adamımız olduğuna göre, bu ada devletinin silâhlı kuvvetlerinde de bizim hatırımızı kırmayacak yakın dostlarımız var demektir. Onlara söyleriz, sosyal demokrat politikacıyı iktidara getirmenin bir yolunu bu-lurlar.’
 
İngilizler de, Almanlar da bu çözümü benimsediler. Ben, o zamana kadar, tartışmaya hiç katılmamıştım. (…) Tartışmayı yöneten Amerikalı profesör birdenbire bana döndü ve ‘-Mister Ecevit, diyelim ki o sosyal demokrat lider sizsiniz!.. Amerikalıların önerdiği çözümü kabul eder misiniz?’, diye sordu. Hiç duraksamadan özetle şu yanıtı verdim: Dostumuz ve müttefikimiz de olsalar, bazı yabancı devletlerin içişlerimize böylesine karışmalarını ve silâhlı kuvvetlerimizle böylesine içli dışlı olmalarını içime sindiremem. Onun için, bu çözümü kesinlikle kabul edemem. Kendi girişimimle ve serbest seçimlerle halkın desteğini alarak iktidara gelebilirsem gelirim; başka türlüsünü düşünemem bile.
 
Tartışma hayalî bir senaryo ile ilgili olduğu halde, benim o yanıtımdan sonra âdeta ciddi bir müzakereye ve çekişmeye dönüştü. Tartışmanın ondan sonraki bölümünde, bir yandan Amerikalılar bir yandan da İngilizler beni ikna etmek için uzun uzadıya dil döktüler. (...) Son olarak tartışma yöneticisi, General Haig’e dönerek, ‘Ecevit kabul etmemekte direniyor, bu durumda ne yapacaksınız?’ diye sordu. General Haig özetle şu yanıtı verdi:
 
‘-Bizim bu gibi konularda deneyimimiz vardır. Ecevit istemese de biz, uygun gördüğümüz bir çözümü uygulatmanın yolunu buluruz’, dedi.
 
Burada Sayın Ecevit’in nakletmediği veya eksik bıraktığı ne gibi gelişmeler veya konuşmalar vardır bilmiyoruz. Ama 12 Eylül Darbesi sonrasında siyasi iktidar arayışlarında Türkiye’ye defalarca gelen ve müdahalelerde bulunan Amerikalılardan Emekli General Haig’in aba altından sopa gösteren sözü dikkat çekicidir. Ecevit, orada tehditkar mesaja hayır mı demiştir, evet mi demiştir? Yıllar sonra Türkiye siyasetinin yeniden başına geçtiğine göre ne demiş olabilir?
 
Bülent Ecevit, siyasi tarihimizden sadece bir kesittir, bir örnektir. O, Amerikan vakıflarının ve eğitim programlarının Türkiye siyasetine ve yönetimlerine hazırladığı siyasi liderlerden sadece birisidir. Bugüne kadar Türkiye siyasetinde iktidar olan tüm siyasi liderlerin (bugünküler de dahil) böylesine tecrübeler ve maceralar yaşamıştır.
 
Ama ne yazık ki, yaşananlar Türk milleti tarafından bilinmiyor ve dolayısıyla ders alınmıyor.
 
Ecevit’in sözkonusu hikayesinden alınacak derslerden birisi şudur: Acaba bugünkü iktidarlar kaç sene önce hangi programda belirlenmiştir? Önümüzdeki seçimlerden sonraki iktidarlar ne kadar zaman önce tayin edilmiştir? Bu soruların cevabını, İktidar olanlar Ecevit gibi itiraf edip başlarından geçeni anlatırlarsa, ancak o zaman öğrenebileceğiz.
 
Sevgiler, saygılar…
YORUM EKLE