AYLAR İÇİNDE ÖYLE AYLAR,

                                                              AYLAR İÇİNDE ÖYLE AYLAR,

                                                          GÜNLER İÇİNDE ÖYLE GÜNLER,

                                              GECELER İÇİNDE ÖYLE GECELER VAR Kİ;

            Zaman zaman aile içerisinde olsun, bulunduğumuz edebi mahfillerde olsun veya naçizane yazılarımızda olsun değerli hazinelerden, geri dönüşü mümkün olmayan değerli hazinelerden bahseder ve bunlardan birinin ZAMAN olduğunu, bunun iyi ve yerinde değerlendirilmesinin de yine kıymetli ama çok kıymetli bir hazine olan AKIL ile mümkün olduğunu söyler dururuz.

            Zaman, akıldan sonra gelen çok değerli bir hazine.

            Zaman içerisinde var olan bazı anlar ve zamanlar da çok değerli aylar, aylar içinde günler ve günler içinde yaşanan geceler gibi...

            Zaman içerisindeki aylar, günler ve geceler bizde inancımız ve kültürümüz gereği değerli olduğu gibi tüm dünya milletlerinde de inanç ve kültürleri gereği çok değerlidir.

            İslam'la şereflenerek asırlardır İslam'ın bayraktarlığını yağmış, üç kıtaya hükmetmiş, inanç ve inancı ve de kültürü gereği adaletinden, milli ve manevi değerlere verdiği değerden taviz vermemiş Biz Aziz Türk Milleti'nin nezdinde ayların, günlerin ve gecelerin ayrı bir yeri ve ayrı bir değeri vardır.

            Bizde; her ayın, her gün ve her gecenin ayrı bir yeri ve değeri olduğunu bilmeyen yok gibidir milli ve manevi değerlerden ve de milli hassasiyetten yoksun olanların haricinde.

            Ancak ne var ki;

            Aylar içinde öyle aylar, günler içinde öyle günler, geceler içinde öyle geceler var ki bunlar insanlar için, Allah'a gerçek manada inanmış ve iman etmişler için , sevgiyi gönlüne nakşetmişler için bir nevi kurtuluş ayı, günü ve geceleridir.

            İşte bu özel ay, gün ve geceler;

            Aylar içinde manevi anlamda üç aylardan Recep-Şaban ve Ramazan ayları,

            Mübarek aylar içinde Berat, Miraç ve Kadir gecesi ve gibi mübarek geceler,

            Her ayda var olduğu gibi özellikle bir başka değer olan üç aylar içinde var olan ve de yaşanan Pazartesi - Cuma ve mübarek geceler öncesi günler bir başka değer ve kıymet ifade eder.

            Yukarıda ifade ettiğimiz gibi bizde her ay, her gün ve her gece kıymetlidir Mart-Mayıs-Ağustos ve gibi aylar ile Pazartesi- Cuma ve gibi günler.

            Başka önemli aylar ve günler yok mudur?

            Vardır elbet olmaz olur mu?

            Bir hususu belirtmeden geçmek olmaz. Bizde önemli ay, gün ve geceden öte birde haftalar vardır gaziler, sakatlar, camiler ve din görevlileri, kutlu doğum ve gibi haftalar.

            Sonradan uydurma günler olan Anneler-Babalar-Yaşlılar ve yok bilmem sevgililer günü ve bunların olduğu aylar ile içindeki uyduruk haftalar gibi..

            Bu günler,geceler, haftalar ve içinde bulundukları aylarda önemli kabul edilendir saygı ve sevginin bir gün ve bir haftada olsa yaşanıyor olması bakımından. Yoksa; İslam'ın ön gördüğü bir gün veya bir hafta değildir bu değerlerin kıymetinin bilinmesi.

            İslami inanç, görüş ve düşünce çerçevesinde ki yaşamda söz konusu olan uyduruk günler ve haftalar her gün olmalı ve yaşanmalı bir başka günler gibi..

            Eğer siz önemsediğiniz, değerli bulduğunuz veya değer vermek istediğiniz kişi ve kişileri, değerlerin değerlerini yılda haftaya, bir güne, bir geceye düşürür buna da inancımın gereğini yerine getirdim, sevgi ve saygımı ifade ettim diyorsanız hiç kimse ama hiç kimse kusura bakmasın bunun insanlıkla, İslam'la, kişilikle, inancın gereği olan sevgi ve saygıyla alakası yoktur, hiç mi hiç yoktur diyoruz.

            Bu görüş ve düşüncelerimiz kabul görmeyebilir varsın görmesin ve herkes düşündüğünü yaşasın bir noktada önemli değil. Ama biz diyor ve istiyoruz ki madem önemli aylar, önemli günler, önemli geceler vardır o halde bu önem arz eden aylarda, aylar içindeki gün ve gecelerde gereğini anlamına uygun adam gibi yapalım ve yaşayalım, sonrasında da devamını getirelim.

            Söz konusu bu önemli ay, gece ve günlerde ne ve neler yapıyoruz diye kendimize bir soralım?

            Ol deyince olduran bizleri yoktan var eden, yeri göğü sevgi ve rahmetiyle yaratıp donatan Yüce Mevla'nın bizlere buyurduğu İmanın altı, İslam'ın beş şartı dışında yapmamız ve uygulamamız gereken daha başka şartları ve güzel hasletleri,

            Sevgisi uğruna kainatın yaratılışına sebep, efendiler efendisi, Peygamberimiz Ahmedi-Mahmut-Muhammed Mustafa (s.a.s) in hadislerinde ki buyrukları gereği olan İslam' i vecibeleri ki bunlar;

            Allah'ı gerçek manada bilmek ve sevmek,

            Kuran-ı Azimuşşan' ı mezarlıklar kitabı olmaktan çıkarıp anlayarak okumak ve gereğini yerine getirmek,

            Sevgiyi esas almak ve yaşamak,

            Vatanı sevmek ve sahiplenmek,

            İnsanı sevmek, özellikle milli ve manevi değerlerine son derece bağlı, vatan ve millet sevdalısı, aklının ucundan hiç bir şekilde vatana ve millete ihanet geçmeyen insanı sevmek,

            Hasta ziyareti,

            Yaşlı ziyareti,

            Kabristan ziyareti,

            Cenazeye katılma,

            Taziyelerde bulunma,

            Hediyeleşmek,

            Çocukları başlarını okşayarak sevmek,  hatta ve hatta bir sünneti yerine getirmek adına ellerini öpmek ve mümkünse bir şeyler ikram etmek,

            Dilenciliği marifet sayan ve meslek haline getirmişlerin ve sapa sağlam evde kalas gibi yatıp mülteci adı altında devletten haksız yere nemalananlar dışında hayasından dilenmeyen ve günlerce aç yatan gerçek fakir insanları bulup mağduriyetini gidermek,

            Yetimleri, özellikle din için, mukaddesatı için mücadele edip şahadet şerbeti içen vatan ve millet sevdalısı evlatların geride bıraktıkları yetimlerini sahiplenmek,

            Çekirdek aileye dönüştüğümüz günümüzde yaşanılan olumsuzlukta anne ve babamızdan önce yardımımıza koşacak olan komşu hakkı,

            Paylaşımcı olmak ve gibi aklımıza gelmemiş olan daha birçok İslam' i hasleti yerine getiriyor muyuz?

            Sevgimizi, zamanımızı, paylaşabiliyor muyuz?

            İnsanlığın ve insanların yaşamına bedensel (Öz veride bulunup Organ Bağışında) katkı sağlayabiliyor muyuz?

            Devlet ricali, özellikle Belediye Başkanları ve Meclis üyeleri olarak toplumsal hizmet adına mekanların yenileştirilmesi için düşünülüp  alınan ve uygulamaya sokulmak istenen kararları Allah için düşündük mü?

            O inanç ve kanaatteyim ki bir çoğumuz yukarıda ifade ettiğimiz İman ve İslam'ın şartları dışında sorgulayarak belirtmeye çalıştığımız şartları, vecibeleri yaşamıyor ve yerine getirmiyoruzdur.

            O nedenledir ki; söz konusu özel aylardan, aylar içindeki gün ve gecelerden (feyz) bir tat alamıyoruz, dualarımızı kabul ettiremiyoruz ve de insanlık noktasında bir adım ilerleyemiyoruz.

            O nedenledir ki; İslam toplumu olarak, İslam'ın bayraktarlığını yapmış ve yapmakta olan, tüm unsurlarıyla bir bütün olmuş ve bütünlüğünü muhafaza için mücadele eden Biz Aziz Türk Milleti olarak hep olumsuzlukları yaşıyor ve yaşamaktayız.

            O nedenledir ki; dört bir etrafımız ateş çemberi içerisinde, ihanet ve ihanet unsurları kol gezmekte, Eski deyimle yedi düvel yetmezmiş gibi yedi düvelin uşaklığına soyunmuş, ihaneti ve de nankörlüğü apaçık şiar edinmiş terör odaklarının hedefi durumundayız.

            Bu demektir ki;

            Aylar içinde öyle mübarek aylarda,

            Geceler içinde öyle mübarek gecelerde,

            Günler içinde ki öyle mübarek ve özel günlerde İslami toplum olarak, İslam'ı benimsemiş ve yaşıyor gözüken millet olarak, insan ve insanlıktan söz eden insanlar olarak gereğini, değerlerin değerini gereği gibi yerine getirmiyoruz demektir.

            Allah, Biz Aziz Türk Milleti'ni; sadece ve sadece özel aylarda, gece ve günlerde kendisini ve kendi emirlerini yek vücut bilen ve yaşayan değil; yılın her ayı, her gün ve gecesini milli ve manevi değerler ölçüsünde bilen ve yaşayan, milli hassasiyeti de göz ardı etmeden yaşayan, ihanet ve ihanetçilerden uzak, dost ve düşmanını tanıma ferasetine sahip, üretici olup israfa dayalı tüketicilikten korunan ve korunmuş olanlardan eylesin,

  

                                                                               AYETLER

*Ey Muhammed: Sana kendilerine neyin helal edildiğini soruyorlar. De ki: bütün temiz ve iyi olanlar helal kılındı. Allahın size öğrettiklerinden öğretip yetiştirdiğiniz avcı hayvanların size tuttuklarını yiyiniz ve üzerine Allah’ın adını anınız. Allah’tan sakınınız. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Maide:4

*Bugün size temiz ve iyi olanlar helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlar için helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları zinaya sapmamış, gizli dost tutmamış ve mehirlerini de vermiş olmanız şartı ile size helaldir. Kim imanı inkar ederse her halde bütün yaptığı işler boşa gitmiştir. Ve o ahrette de hüsrana uğrayanlardandır. Maide:5

           

                                                                        GÜZEL SÖZLER

*Vükela (vekillerin) ve ümeranın (amirlerin) süslü elbiseler giymesi padişahlarına tazimden ileri gelir. Biz Allah (c.c.)’tan başka kime tazime mecburuz ki bu külfeti ihtiyar edelim? Bizim padişahımız ALLAH(c.c.), vücudu saran elbiseye değil, içindeki imana bakar. Y. Sultan Selim

*Kur’an, insanın bireysel görev ve sorumluluklarını düzenleyen birtakım düzenlemeler getirdiği gibi onun yaşadığı topluma karşı sorumluluklarını düzenleyen birtakım kurallar da getirmiştir. Mehmet SOYSALDI

*’’Hediyeleşin, birbirinizi sevin’’ hadisini hayata geçirirken, yakınlarımıza ve çevremize ‘’Kitap’’ hediye etmeyi bir alışkanlık haline getirirsek, daha faydalı ve kalıcı bir hizmete öncülük etmiş oluruz. Yüce Rabbim, Onun ahlakıyla bizi güzelleştirsin ve şefaatine nail eylesin. Mehmet PAKSU

*İnsan, örf ve ananesiyle, kültürüyle, yaşamıyla doğduğu toprakların bir ürünüdür. Harun ÖKSÜZ

 

          ORTAK OLALIM

Kanayan yaralar bekliyor şifa

Yetimden yanayız değiliz kuma

Tövbe kapısında duralım affa

Ortak olalım mazluma masuma

     Ağlayan gözlere olalım perde

     Verdiğin sadaka devadır derde

     Mazlumların ahı kalmıyor yerde

     Ortak olalım mazluma masuma

Yanak olalım süzülsün gözyaşı

Adresimiz dikilen mezar taşı

Korkutucu gözler bırakır şaşı

Ortak olalım mazluma masuma

     Olmuşuz kabuğu dökülen çınar

     Kaynak gözümüz akıyorsa pınar

     Müslüman yetimin derdinden anlar

     Ortak olalım mazluma masuma

Yaratılmış için doğuyor güneş

Kur'an anlatıyor Müslüman kardeş

Sadakanı dağıt borcunla ödeş

Ortak olalım mazluma masuma

     Vuku bulacaktır yazılan kader

     Dünyamız fanidir bekliyor mahşer

     Dünya eşit yaşatalım beraber

     Ortak olalım mazluma masuma

Bombalar yağıyor yanıyor cihan

Gaflet uykusundan uyan Müslüman

Dinimiz İslam kitabımız Kur'an

Ortak olalım mazluma masuma

     Savaş mağdurları düşmüşler dara

     Haçlı keferesi çekiyor nara

     Efkarım var darılmayın yazara

     Ortak olalım mazluma masuma

Şifa bekliyor yüreğimde yaram

Sadaka vermeye yetmiyor param

Dünya yaşamıyla kalmamış yaram

Ortak olalım mazluma masuma

Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan

 

SİTEMİM SANADIR 
Kamil iman ile kalkmazsan atağa 
Cehalet yavrunu sürükler batağa 
Nikahsız bayanla girersen yatağa 
Doğacak çocuklar veledi zinadır 
     Vesvesen yok etti sabır selameti 
     Namazda akla getir her melaneti 
     Bunlardan çoğu kıyamet alameti 
     Kumar faiz zina ve yüksek binadır 
Ahir zaman fitne fesatlık kopacak 
Hasta yatakta para pula tapacak 
Açık olan yaranız mikrop kapacak 
Zulüm bugün bana yarına sanadır 
     Gavurun oğlu çıkarken yıldız aya 
     Mümin ağzını açıp baktı semaya 
     İşin şeytan ne edep kaldı ne haya 
     Bayram geçti acaba bu ne kınadır 
Müstahak olursan gelecektir başa 
Hepsini yakıyor bakmaz kuru yaşa 
Kurdu çakalı akbaba konmuş leşe 
Yediğin bu ne turşu bu ne nanedir 
     Acilen yetiş ya Ali ya Muhammed 
     Kapalı kalbimize girsin merhamet 
     Firavunları kahır eyle diyor Ahmet 
     Kafir nefis daima güçlüden yanadır 
    Ahmet DEMİR/Elazığ-Keban

 

KOŞTURMA

Ergenler olmuş sıra

Koşturma ardın sıra

Onlar sevda ne bilmez

Gel aşkı bende sına

Mahir GÜRBÜZ/Elazığ

 

 

ÖLMEK İÇİN YAŞIYORUZ

Hayat denen yolculukta

Sona doğru koşuyoruz

Göz kırpmadan bir solukta

Engelleri aşıyoruz

     Saçlardaki ilk ak gibi

     Uçurumda toprak gibi

     Güz gününde yaprak gibi

     Takvimlerden düşüyoruz

Dişimizle, dilimizle

Gâh kürekle, belimizle

Hiç durmadan elimizle

Kabrimizi eşiyoruz

     Günün sahibi değiliz

     Tenin sahibi değiliz

     Canın sahibi değiliz

     Emaneti taşıyoruz

Daha doğmadan çizilmiş

Alna, kadere kazılmış

Yazımız böyle yazılmış

Ölmek için yaşıyoruz

Kenan ÇARBOĞA/Sivas-Gemerek

 

SABIRLAR BİLİRİM BEN 
Ne sabırlar bilirim ben 
Taşları çatlatan 
Kırkları çıkana kadar ölülerin 
Babaların yüreğinde tutuşan isyanın suskunluğunu 
Üç günlük ömrünü sana adamış kelebeklerin 
Sabırlarını bilir bu ten 
Kuyular bilirim ben derin 
Ve içinde sabrı sultan eyleyen 
     Posta karasını bekleyen 
     Yanık nefesler bilirim 
     Uçuveren yürekler varken 
     Sabır ile tutuşan bedenler bilirim ben 
     Uzun yolların beyaz umutlarında 
     Sürüklenen sabırlar bilirim ben 
     Cami avlusunda siyah beyaz umutlarıyla 
     Tespih edip sabır dileyenleri bilirim 
     Ve aşkına edep giydiren 
     Ne yiğitler bilirim 

     Tenhalıklar arasında gece bilirim ben 
     Boğazı kurumuş susuzluklar 
     Suya sabrı bilirim 
Ne kurşunlar bekledi sabırla düşmanı 
Ve kurumuş yaprağın toprağa sabrını bilirim 
Sabırlar bilirim ben 
Hırka giydiren üveyse 
Tay yürekler coşkun 
Sabra sebat eden canlar bilirim ben 
Nice tarlalar bilirim kurumuş 
Yağmura küskünlüğünü de duydum 
Ama güneşe sabrını da bilirim 
Sabır bilirim ben uzun bir asa 
Keserken denizi ikiye 
Koşan atlar bilirim ben 
Yunus Erden/Elazığ

           

MOTORCU HOCA                                 
Adın Şehabettin, soyadın ESER.
Uçan kuşlardan alırdın haber,
Yaya yürümez, motorla gezer.
Bizleri bırakıp habersiz gittin.
     Ömrünü vakfettin sen bu demire,
     Boyun büktün Haktan gelen emire,
     Hiç durmazdın, hep giderdin tamire.
     Bizleri bırakıp habersiz gittin.
Gece demezdin, gündüz demezdin.
Kapına gelene kimdir demezdin.
Bir parça ekmeği yalnız yemezdin.
Bizleri bırakıp gittin, ruhun şad olsun.
     Bu kara haberi televizyondan aldım.
     Ahbaba, dosta haberler saldım.
     Doğru olduğuna ben de inandım.
     Habersiz gittin, gözyaşı döktürdün.
Harput tarihini iyi bilendin,
Dostlarla her zaman oturup gülerdin.
Her zaman sözü doğru söylerdin.
Bizleri bırakıp habersiz gittin.
     Harput tarihinden bir yaprak gitti.
     Ahbabı, dostu hemen terk etti.
     Dostuna bağlı, sözüne mertti.
     Bizleri bırakıp çok erken gitti.
Bakmayın Bedri'nin bu göz yaşına,
Kaybettiği altmış yıllık arkadaşına,

Memleketin eşsiz sanatkarına,
Kaybettik Şehabettin' i gelmez geri.
Mekanı cennet olsun soyadı ESER' in.

 

YAŞIM SEKSENİ BULDU

Ne çeşmem var ne destim,
Rüzgar vurdu ben estim,
Yaşım sekseni buldu,
Ondan sesimi kestim.
A. Bedreddin SANAÇ/Elazığ-Harput-Sugözü

YORUM EKLE