BU, KENDİNİ İNKÂR DEMEKTİR

BU, KENDİNİ İNKÂR DEMEKTİR

         Yunus’un deyimiyle Söz bazen aşı ağulu yapabilir. Söz bazen yeri, zamanı ve seçimi güzel olmazsa bumerang gibi döner söyleyeni vurabilir. Söylenen söz bazen kişinin aleyhine en büyük delil olabilir.

         Dünyada örnekleri olduğu gibi, tarihimizde, özellikle siyasi tarihimizde de bu tür sözler çok olmuş ve söyleyeni de bedel ödemiştir.

         Son günlerin belki en çok konuşulan konusu başkanlık sistemiydi. Bu hararetle devam ederken Sayın Kılıçdaroğlu’nun;

         “Kan dökülmeden başkanlık sistemini bu ülkeye getiremezsin” çıkışı gündemi alt üst etti. Bunu niye söyledi, nasıl böyle bir hata yaptı, danışmanları tatilde mi, yoksa tabanına bir mesaj mıydı, bilmem. Ama şunu çok iyi bilirim ki, demokrasi açısından yenilir, yutulur bir söz değil. Çünkü siyasi bir liderin bu tür bir söz sarf etmesi normal sayılmaz. Hatta siyasi bir cinnet hali olarak kabul edilir. Söyleyene bu artı değil, eksi getirir. Hele hele bu lider ana muhalefet başkanı ise korkunç bir hal alır. Çünkü bu söz, ya bir darbeye veya iç savaşa davetiyedir. Bir parti başkanının ister darbecilere göz kırpması, isterse halkı iç savaşa teşviki, onun demokrasiden zerre kadar nasiplenmediğini ve varlık sebebini inkâr ettiğini gösterir.

         Bu millet darbelerden, iç savaş ve kargaşalardan çok çekmiştir. Bu nedenle ne bu sözlere prim ve ne de bunu söyleyen siyasiye destek verir. Nitekim basına yansıyan tepkilerden de bunu anlıyoruz.

         Demokrasinin ana unsuru halktır. Halkın hür iradesiyle ortaya koyduğu tercihe saygı göstermek demokrasinin gereğidir. Bir siyasinin halkın tercihini yok sayması, darbe veya kanla müdahaleyi düşünmesi olacak şey değil. İnanın demokratik ülkelerde böyle saçma bir söyleme asla rastlayamazsınız. Çünkü böyle bir söylem siyasi intihardır.

         Muhalefetin, iktidarın teklifini beğenmeyip karşı çıkması gayet doğaldır. Halkı yanına almak için demokratik yollara başvurması demokrasinin gereğidir. Köy köy dolaşması, mitingler, kampanyalar düzenlemesi hakkıdır ve yapması gerekir. Fakat nihayetinde sandıktan çıkan sonuca rıza göstermesi de demokrasinin gereğidir. Sonucu beğenmeyip halkı cahillik, kafası basmamakla suçlamak saygısızlığın daniskası olur.

         Sayın Kılıçdaroğlu başkanlık sistemine madem karşı önce parlamentoda teklifin geçmemesi için çalışmalı. Diyelim ki Meclis’ten geçti, bu sefer halkoyuna sunulduğunda aleyhine kampanya düzenlemeli. Tüm bunlara rağmen sonunda halk başkanlık sistemine evet demişse, çıkıp halkın bu kararına saygı duyuyorum diyebilmeli. Demiyorsa -ki bugüne kadar pek diyemedi ve bundan sonra da pek diyecek gibi görünmüyor-, o zaman oy kaybın da neden kaynaklandığını biliyor demektir. Halkımız ariftir. Ne kendisini hor göreni, ne de kararına saygı duymayanı affeder.

         Demokraside iktidar kadar muhalefet de önemlidir. Bunlardan biri iyi çalışmazsa orada demokrasinin tam işlediğinden bahsedemeyiz. Maalesef bugün ülkemizde ana muhalefet sorunu vardır. Çünkü ya iktidarın her teklifine sadece karşı çıkmak için karşı çıkıyor -bu milli menfaatlerde bile böyledir-, veya darbe, kan, iç savaş gibi demokrasi dışı eylemlerle halkı tehdit ediyor. Hâlbuki olası bir darbede ilk kapatılan kurum hep partiler olmuştur. Dilerim Sayın Kılıçdaroğlu demokrasiyi içine sindirir ve darbenin değil, demokrasinin gereği var olduğunu anlar da bindiği dalı kesmez.

                                                                                              

YORUM EKLE