KRİZLER BAZEN FIRSATLARA DÖNÜŞÜR

ABD ve İsrail, özelde Türkiye'ye, genelde de ABD ve İsrail çıkarlarına zarar verecek bölge ülke ve hareketlerine karşı, Suud, Mısır, BAE ve Bahreyn'den oluşan bir şer ittifakı oluşturdu. 
     Bu dört ülkenin emir veya veliahtları, iktidara kimin yardımıyla ve hangi hileli yollarla geldiklerini, iktidarlarını kimin desteğiyle yürüttüklerini biliyorlar. 
    Bunların uşak olduğunu biliyoruz da, Türkiye ile sıkıntılarına bir anlam veremiyoruz. Türkiye sınır komşuları mı? Hayır. Peki, Türkiye bu dört ülke için bir tehdit midir? Hayır. O halde neden Türkiye ve Başkan Erdoğan'a azılı düşman olmuşlar? Sanırım Başkan Erdoğan, Bölge halklarının gözünün açılmasına ve Arap sokakları yöneticilerini sorgulamaya başlamasına vesile olduğu için düşmanlar. 15 temmuz ihanet kalkışmasına BAE boşuna mı dolar akıttı? Bu dörtlü şebeke, Katar'ı, Türkiye ile hareket ediyor diye  boğmak istemedi mi?
    Başkan Erdoğan'ın duruşuyla, Bölge insanına özgüven geldi. Daha düne kadar, bu ezilmişlik bizim kaderimizdir diyen aydınlar ve gençler, üzerlerindeki ölü toprağı silkeleyip artık biz de varız demeye başladılar. 
    Arap liderler eskisi kadar rahat değiller. Halkın uyanışı adamların uykusunu kaçırdı. Her an bir kalkışma ile karşı karşıya kalacakları endişesiyle, muhalefet esintisine bile tahammülleri yok ve muhaliflerine hayat hakkı tanımıyorlar. 
    Kaşıkçı vahşeti de bu şebekenin Türkiye'ye karşı bir operasyonuydu. Üst akıl bu cinayeti, Türkiye'de can güvenliği yok denilip Başkan Erdoğan'ı ve dolaysıyla da Türkiye'yi itibarsızlaştırmak üzere planlamıştı. Fakat planlar üstünde plan yapan Mevla, bu tuzağı onların başına geçirdi.
    Elbette Kaşıkçı'nın katli çok hem de çok üzücüdür. Sadece bu olay bile, bu şer ittifakın, kendi ve ağababalarının çıkarları için, dünya kamuoyu nezdinde, İslamın ve Müslümanları imajını zedelemelerine yeter de artar bile.
    Şer şebekesi, bu vahşeti Türkiye'nin boynuna sarıp sıkıştırmak istemişti ama Mevla onların bu vahşetiyle Türkiye'ye büyük bir fırsat verdi. Sayın Erdoğan da, süreci soğuk kanlı bir şekilde ve hukuka uygun olarak yürüttü. Bilgileri yeri ve zamanı geldikçe peyderpey sızdırdı ve dünya liderlerini bilgilendirdi. Olayı, dünya kamuoyunun gündeminde tuttu. Katıldığı her toplantı ve görüşmelerde bu hususu da dile getirerek hep canlı tuttu.
    Hatırlarsanız Trump ve Pompeo, ilk zamanlar Suud ve Veliahdı temize çıkarıyorlardı ama Sayın Erdoğan'ın sızdırdığı her bilgi, Trump ve yönetimine geri adım attırdı. Kongre de Trump'ı sıkıştırınca da, Suud ve Veliahdı suçlamaya başladı. 
    Dörtlü ittifaka gelince, şu anda kuyruklarını kısmış ve Başkan Erdoğan'ın hamlelerini seyretmekten başka yapacakları bir şeyleri kalmadı. Hele Veliaht Selman'ın kuyruğu ve kaderi Başkan Erdoğan'ın elinde. Yaptığı o kadar düşmanlık ve işlediği bu vahşetten dolayı, kendisine merhamet edilmeyeceğini biliyor. Umudunu yitirmiş ve hakkında verilecek kararı bekliyor. 
    Başkan Erdoğan da, dahiyane siyasetiyle süreci mükemmel yönetiyor. Sadece bu dörtlü şebekeyi değil, destekçileri ABD ve İsrail'i de köşeye sıkıştırdı. Trump, bu olay nedeniyle cumhuriyetçi senatörlerin bile hışmına uğradı.Sanırım 
Trump tükürdüğünü yalayacak. 
 

YORUM EKLE